17 Haz 2014

Aylık 300 bin Nap kazanın


1.000 nap 1 lira 

Arkadaşlar napolyondan müthiş bir fırsat, aylık 300.000 napa kadar puan kazanma şansı veriyorlar tam bir yıl sürecek bir kampanya arkadaşlar.  Herkes o kadar kazanacak diye bir şey yok ama mailini ne kadar çok kontrol ettiğine bakıyorlar. Kampanyalar müthiş 50.000 nap bir kerede kazanma şansı olsan yarışmalar, daha çeşitli ödüller var arkadaşlar bu kampanya evinize aylın 1000lerce lira ek gelir sağlamanızı sağlayabilir. Bence üye olun herhangi bir ücret istemiyorlar. Sadece üye olun mailinize gelen anketleri yarışmaları bitirin naplar size kazanç olarak kazanın. 




Napolyon ödeme kanıtı


12 Haz 2014

Vuslat 4.bölüm Cehennem Gibi Bir Hayat

Şiddetli bir nehrin akıntısına kapılmış gibi, zamanın akıntısına kapılıp sürüklenmeye başlamıştım. Zaman bozuk bir musluktan, akan su gibi durmak bilmeden, benden haftaları, ayları hatta yılları almaya başlamıştı. 16 yaşıma girmiştim. Günlerim ev işlerini yapara, dedem ve anneannemin öğrettiği, ev hanımlığı ile geçiyordu. İşim olmadığı zamanlar da, odama kapanıyor, düşüncelere dalıyor, kimi zaman ağlıyordum. Günler sanki müebbet yemiş bir suçlu gibi, esaret içinde geçiyor sanıyordum.  Annem dedemleri Antalya’ya davet etmişlerdi, dedemler olumlu karşıladılar. Bu benimde gideceğim anlamına gidiyordu. Biraz olsun içimde gizlenen karanlığın, ışıklarla yok olacağını düşünüyordum. Ayrıca denizi, çok sevmem ve ona olan tutkum farklıydı. Biraz olsun rahatlamıştım, azda olsa içimdeki sıkıntılar geçmişti sanırım.

Yolculuk günü gelip çatmıştı. İçimde heyecan, sevinç ve hüzün gibi duyguların, karıştığı bir durumdaydım. Annemi göreceğim diye içimdeki sevinç çok büyüktü. Nihayet yola çıkmıştık, bu yolculuk benim içimdeki çaresizliği alıp götürüyordu, yolda ilerleyişimiz içimdeki dertleri arkamda bırakıp, onlardan uzaklaştığımı düşünmeme yol açıyordu. Evde kapalı kalmam yüzünden bu yolculuk benim için özgürlük gibiydi. Antalya çok güzel bir şehirdi. Her yeri faklı güzelliklerle dolu bir cennet gibi gelmişti bana, annemle üvey babam bizi karşılamıştı.  Ben sadece annemin elini öpmekle yetinmiştim, üvey babam daha çok ilgileniyordu benimle. Annemin davranışları ve bakışlarını yıllar bile ısıtamamıştı sanki, aynı soğuk davranışlar ve bakışlara maruz kalmıştım.  Antalya da günler su gibi geçiyordu. Özgürlük ve deniz zamanın hızlandırmıştı sanki! Gündüzleri sadece denizle yetinmiyor, gezip dolaşıyorduk. Geceleri ise balkonda oturup sohbet ediyorlardı. Annemin bir dost adında bir köpeği vardı. Onu kucağından indirmiyor, öpüyor, oyunlar oynayıp banyo bile yaptırıyordu. İçimde ki kıskançlığı tahmin bile edemezsiniz. Geri döneceğimiz günün sabahında, balkana çıktım, köpeği görünce dost gel dedim. Tuttum sarıldım neden diye sordum. Annem neden seni öpüp kokluyor, seni bu kadar çok seviyor peki neden beni sevmiyor. bana hiç sarılmadı, hiç öpmedi demiştim. Neden bana da biraz ilgi göstermiyor diye ağlamaya başlamıştım, sesimi duymasınlar diye, yüzümü ellerimi kapatmıştım. Başımı çevirdiğimde annemin, balkon kapısında durduğunu fark ettim. Benim söylediklerimin hepsini duymuştu, ben belki sarılacak diye beklerken,

-          Annem git elini yüzünü yıka, sonrada sofrayı hazırla dedi. Sonra dostu kucağına alıp, öpüp koklamaya başladı.
Yine içimde bir burukluk ile banyoya doğru koştum. Elimi yüzümü yıkadım, sofrayı hazırladım,  kahvaltıdan sonra şehri son defa gezmek için, dışarı çıkmak için hazırlandık annem saçlarını tarıyordu, öyle güzel, ipek gibi saçları vardı.  Tarağa takılan saçlarını atmamı söyledi. Kıyamadım, atamadım toplayıp öpüp oklayıp, cebime koydum.  Önce denize gittik, sonra biraz şehri dolaşıp, akşamüzeri eve geldik. Son hazırlıkları tamamlayıp yola çıkmak için hazırlıklar bitince. Annem beni kenara çekti, artık 16 yaşındasın, evlenecek yaştasın, hayırlı bir kısmet çıkar yuvanı kurarsın dedi. Son nasihatlerini de verip anneanneme döndü. Anneannemi tembihliyordu, artık göze görünen genç kız gözünüz üzerinde olsun, dikkat edin akılı olsun diyerek tembihledi. Otogara vardık ve otobüse bindik. Artık dönüş yolundaydık, yine aynı cehennem hayatına doğru yola çıkmıştık. Aslında yine kaderin hakkımda çok büyük bir karar aldığından. Başıma açacağım en büyük hatalarımdan birine doğru yola çıkıyormuşum meğer…..


 13.06.2014         Mehmet Halis ERDiNÇ       Hikayenin asıl Adresi www.soylerim.com

Vuslat 3. bölüm Okumak Haram


Dedemin ve nenemin hayalime ulaşacağım yoldaki, başarılarımdan dolayı mutlu olduklarını hatta gururlandıklarını gördüğümde, daha çok sevinmiştim. Benim gibi onlarda, işlerin bu şekilde ilerlemesinden mutlu olup, çok sevinmişlerdi. Fakat annem hiç sevinmemişti, duyduğu günün sabahında, bitivermişti dedemlerde.  Onu görünce ne kadar sevinmiştim, öyle çok özlemiştim ki, sarılıp koklamak istiyordum. Ama annem öyle değildi, yüzüme bile bakmadı, direk konuya girmek istercesine, kız kısmı okumaz ne lisesi dedi. Bütün dünyam yıkılmıştı, ne diyebilirdim ki, zaten elimden geldikçe direttim, karşı geldim okuyacağım, hatta hemşire olacağım demiştim. Hayır dedi olmaz dedi ve anneannemle konuşmaya başladı, okumasın sana yardımcı olsun, sen yaşlandın anne dedi, bilmiyorum ne olduğunu ama birden nenem de hemen destekledi onu. Artık nenem de benim okumamı değil, ev işlerinde ona yardımcı olmamı istiyordu. Ne yapabilirim ki büyüklerim karşı çıkmaya başlamıştı. Tek umudum dedem di, onun beni destekleyeceğini, okula gidip hayalimi gerçekleştirmemi istediğini düşünüyordum.  Annem ben senin okulunla uğraşamam diye diretiyordu. Sanki yıllardır o beni okutuyor gibi, çıkışmaya başlamıştı. Korku artık yüreğimin her yerini kaplıyordu. Ya dedemde anneme hak verirde okuluma gidemezsem diye, bedenim titriyordu, kader yine başkalarına benim hakkımda karar verme yetkisini veriyordu.

Bir süre sonra annem tekrar geldi, dedemle konuşmaya gelmiş yine iki yabancı gibiydik, ne konuştuk nede bakıştık, ben yine yıkılmış bir halde ona bakıyordum. Dedemle konuşmaya başladılar. Kulak misafiri oldum. Annem dedeme, Vuslat evlenecek dedi. hali vakti yerinde biri var dedi, evlendirelim dizini kırıp, evinde otursun diye söylüyordu. Artık korku değil, tamamen yıkılmış, çaresizliğim her damarımdan beynime doğru akıyordu sanki. Henüz 14 yaşındaydım ne evliliği ben okuyacaktım.  Daha evliliğin bile ne olduğunu bilmezken, beni evlendirmeyi düşünüyorlardı. İstemiyordum ve olmaz dedim evlenmek istemiyorum evlenmem asla, annemin karşısına çıkmamı onlarda beklemiyorlardı, fakat bunu saygısızlık olarak algılayan, annem tarafından, şiddete maruz kaldım. Ne kadar direndiysem olmadı, kafasına koymuştu.

Annem – Yarın gelecekler ve sen razı olacaksın dedi.
Dedeme yalvardım,  benim gücüm yetmez dedi. O senin annen, belki de mutlu olacaksın diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı. O gece zindan olmuştu bana.  Ertesi sabah üvey babam gelip benimle konuşmak istediğini söyledi.

Üvey babam- bak seni bu işten kurtaracağım. Seninle bir anlaşma yapalım dedi ve devam etti. Bir şartım var ama. Sen görücüler gelince, çık normal şekilde ne gerekiyorsa yap, ben çocuğu tanıyorum, kendisi ile konuşacağım. Sonra seni beğenmediğini söyleyerek, istemeyecekler, annen buna bir çözüm bulamaz. Böylece kurtulmuş olacaksın dedi. Peki şartın ne dedim. Okumayacaksın dedi, iş bittikten sonra okumaya karar verir, anlaşmayı bozarsan, evlenmen için elimden geleni yaparım diyerek beni tehdit etmişti. Bende peki dedim, evlenmez isem bir umudum olabilir. Ama evlenirsem hiçbir umudum  kalmaz dedim kendime. Üvey babamın dediği gibi oldu, benimle anlaşamayacağını söyleyip, istemekten vazgeçtiler. Annem bu olaya, çok fazla sinirlenmiş hatta üvey babamla bir, birlerine bile girmişlerdi.  Olayın böyle bitmesine çok sevinmiştim ama içimde bir burukluk vardı. Annem geldiği gibi geri gitmişti. Biraz da olsa rahatlamıştım. Hemen dedemle konuşmaya gittim. Dede okumak istiyorum diye yalvardım, annem burada yok görmez ne olur okumama izin verim dedim. Olmaz ben yalan söyleyemem, otur evinde namusunu koru, baban yok, anan yok dünyanın bin bir türlü hali var diyerek çıkıştı.


Kabullenmiştim artık elimden hiçbir şey gelmez diye, durumu en yakın arkadaşımla paylaştım. O bana şikayet etmemi hatta, devletin bana sahip çıkacağını söyledi. Onlara da gereken cezayı verirler diye tembihledi. Olmaz dedim, dedemi, annemi nasıl şikayet ederim, ne kadar kötü olsa da annem sonuçta. Hem dedem büyüttü beni, o kadar emek harcadı, bazen benimle ağlayıp, bazen de güldü, bu yapacağım şey hainliktir dedim.  Sonra nasıl yüzlerine bakarım diye içinden geçirmiştim. Bu hayatımda yaptığım ilk hataydı. Başkalarının hayatım hakkında kararlar almasına izin vermiştim. Gerçi yapacak bir şey de yoktu çünkü onlar, benim büyüklerim ve ailemdi. Ama kader bununla yetinmeyip, benim için daha kötü planları vardı. Ben o planların ne olduğunu bilmiyordum. Korku dolu zamanlarla birlikte geçen günler içinde yeni bir haber beni tekrar yaralamıştı…..


12.06.2014           Mehmet Halis ERDiNÇ                         hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

vuslat 2. bölüm Okul Yıllarım

Aslında annemin yada üvey babamın, anlattıkları benim için, pek fazla bir önem taşımıyordu, henüz altı yaşında bir çocuktum, artık babamın olmayacağını bile anlayamamış, mahzun bir çocuk vardı karşılarında. O yaşımda anlayamadığım gibi, hala bir annenin evlatlarından vazgeçmesini anlayamadım. Neyse konumuza devam edelim. Artık annemi senede bir yada iki kez görebiliyordum.  Zaman benim için hem anaya, hem de babaya hasret geçiyordu. Annem beni ayda bir defa ararsa, arardı. Yani bir annenin evladına yapacağı, annelik bu mu?

Babamın adı artık dedemlerin evinde tabu olmuştu, kimse bahsedemez, hatta anamazdı. Benim ağzımdan baba kelimesi çıkınca, kızar ve tekrar bahsetmemem için tembihlerlerdi. 6 yaşıma kadar sadece babamı bir defa gördüm, hayal meyal hatırlayabiliyorum, belki de tam hatırlayamıyor, gençlik yıllarından kalma bir resmi ile hayaller kuruyordum. Geceleri ağlıyor, hep içimdekileri resmine anlatıyordum. Artık okul çağım gelmişti. Dedem beni okula yazdırdı. Hem okula yazılmam dedemin içini biraz olsun, rahatlatmıştı. Okulda edineceğim arkadaşlarım ve öğretmenlerimin, bana anne ve babamın yokluğunu biraz da olsa azaltacağını düşünüyordu. Okula dedemle gider ve geri dönerdik. İlk okul yıllarım biraz hüzün ve biraz sevinçle geçiyordu. Ben çocukluğun verdiği bir tasasızlıkla okula gidip geliyordum, ne annemi, nede babamı unutmadım elbette ama azda olsa, onların yokluğunu okulda çocuklar sormadıkça aklıma getirmemeye çalışıyordum. Okulda olduğumuz bir gün, bir arkadaşım rahatsızlandı, annesini aradılar, annesi geldi ve çocuğuna sarılıp onu teselli etmeye çalışıyordu. Ona bir tanem, canım kızım demesi, beni daha önce bilmediğim bir acıyla sarstı. Ben annemin yokluğunu o gün, tüm bedenimde hissettim. Arkadaşımı ne kadar kıskandığımı bile bilmiyordum. Herkes onların başında, izlerken anne ve kızını, ben sınıfa koşup, kıskançlığım verdiği hüznü gözyaşlarımla boşaltmaya başladım. Sınıfa gelen öğretmenim benim ağladığımı görünce sordu, ne oldu vuslat sana  diye. Tam anlatmak istediğim zaman arkadaşlarımda gelip ağladığımı gördüler.  Arkadaşlarımın meraklı bakışları ve soruları karşısında başımı kollarımın arasında, sıraya koydum. Belki utandım, belki de tıkanmıştım. Çektiğim zorluğu gören öğretmenim, kolumdan tutup, beni müdürün odasına götürdü. Müdürle beraber tatlı bir dille, bana ne olduğunu soruyorlardı. Dökülen gözyaşlarımla beraber dudaklarımdan döküldü, içimdeki isyan. Öğretmenim belki ölürsem, annemde gelip bana sarılır, belki de beni de ağlamamam ve rahat olmam için beni teselli ederdi. Herkesin kardeşi, annesi ve babası var, benim neden yok diye çıkmıştı cümleler dilimden. Bu söylediklerimden başka bir şey  söyleyemedim. Gözyaşlarım beni hızlı bir şekilde terk ediyor, durmak bilmiyorlardı. Öğretmenim, bak kızım hayat seni seviyor dedi. Eğer hayat seni sevmezseydi, ben arkadaşların, deden, olmazdık değil mi diye beni teselli etmeye çalıştı. Öğretmenimden duyduğum bu sözler ve sevgi beni birazda olsa teselli etmiş ve ağlamayı durdurmuştu.

İlk okul yıllarım, sorunlu geçti. Orta okul yıllarımda ise yalnızlığı seçmiş, kendime koyduğum hedefi yakalamak için, çok sıkı bir şekilde çalışıyordum. Ne kimseyle konuşuyor, nede oyunlarına katılıyordum. Bulduğum her fırsatta, derslerime çalışıyor ve hemşire olmak için elimden gelenin, fazlasını yapmaya çalışıyordum. Artık okuyup hemşire olmak benim hayatımın, tek anlamıydı. Kararlıydım olacaktım. Bu kararlılığım sayesinde. Ortaokulun bitiminde Anadolu lisesi sınavını kazanmıştım. Artık bir engelin kalmadığına, sıkı çalışmayla hedefime çok yakın olduğuma inanıyordum. Çok mutluyum artık, hemşirelik kesin diyordum. Tabi ki annemden o darbe gelinceye kadar…


11.06.2014    Mehmet Halis ERDiNÇ                         hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

VUSLAT BAŞLANGIÇ

Bir insan neden gelir bu dünyaya, belli bir hayatı yaşayıp, mutlu olmaya, güzel bir dünya kurmak için mi? Yoksa aileden ve dışarıdaki insanların, yönlendirdiği bir hayat için mi? Ben olması gerekeni değil, insanların kararını verdikleri, bir hayatı yaşadım. Kader bana değil, hep başkalarının hayatım hakkında karar almasına izin vermiş.

Bu hayatın kötü yaşanmasının, en büyük suçlusu annemdir. Babamın da suçu ne kadar büyük olsa da, annemin suçu daha çok. Babam ve annem birbirlerini çok sevmişler. Buluştuklarında, babam annemi bırakmamış. Uzun bir süre ortaya çıkmamışlar. Geri döndüklerinde, dedem yinede olmaz demiş ama anne annem, namus demiş ve diretmiş. Dedem ne kadar, işi yok, evi barkı yok,  dediyse de nenem evlilikte diretmiş.  Ben doğmuşum, ardımdan kız kardeşim ve daha sonrada, bir erkek kardeşim olarak, üç çocuk dünyaya getiren annem, ben hepsine bakamam diyerek, beni dedeme yani hayatımda en çok sevdiğim, kahrımı çeken adama göndermiş. Henüz altı yaşındayken, annemin bir başkasına kaçtığını öğrendim. Altı yaşında olmama rağmen, dedemin yüzündeki utancı görebiliyordum ve içimde hissedebiliyordum.


Annem başkasına kaçmıştı, giderken kardeşlerimi de almamış, çocukların ağlamalarına gelen komşular sayesinde, polisler gelip kardeşlerimi bir başına bulmuş. Annemin aslında asıl kaçma sebebini daha sonra öğrendik. Babam annemi satmaya kalkmış, açık bir şekilde anlatmak gerekirse, borçlandığı kişiye, borcu karım evde ödeyecek diyerek, adamı eve yollamış. Adam eve gelince annemi görmüş, annem kurtar beni demiş ve adam annemi alıp gitmişler. Bunu öğrenen amcam, babamı vurmaya gitmiş, fakat vurulan benim amcam olmuş ve babam hapse girmişti. Kardeşlerim de yurda verilmişti. Henüz altı yaşındaki bir çocuğa, cici babasının bunları anlattığını düşünün. Hiç mi utanmaz insan, hiç mi yüzü kızarmaz ama kızarmamıştı.

10.06.2014 Mehmet Halis ERDiNÇ                             hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

10 Haz 2014

Kutsalımıza, Bayrağımıza dokunmayın

Bir insan yaşadığı toprağın, vatanın, bayrağına nasıl el uzatır. Nasıl onu dalgalandığı yerden indirmeye çalışır. Bilmezmi bu vatanın evlatları o bayrak direğini ………….. şeref yok insanlık yok, o adama diyecek hiçbir şey yok, orda onu izleyen asker ve komutanında aslında bedelini ödemesi gerekir. Sen bizim ülkemizi korumak için oradayken, vatanın kutsal varlığına dokunanı izlersen, bedelini ödersin. 

7 Haz 2014

Link Paylaşımı


Biliyorsunuz arkadaşlar link kısaltarak para kazanma yöntemleri mevcut, tabi bu sitelerde linklerinizi kısaltıp çeşitli yerlerde paylaşarak, ve paylaşımlarınızın her tıklanması ile para kazanyorsunuz. Ama bu linkleri paylaşacak yer çok önemli, sizlerde bu sistemden para kazanmak isterseniz öncelikle paylaşım yapacağınız sistemi oluşturmalısınız. Lik paylaşımı facebookta spam olarak gösteriliyor kısaltılmış linki paylaşmaya çalıştığınızda, hemen güvenlik kodu istiyor. Güvenlik kodunu girdikten sonra paylaşıyorsunuz fakat, birkaç paylaşım sonunda uyarı ve ceza alabiliyorsunuz. Bir gurup kurdum link paylaşımı yaparak para kazanmak için, fakat paylaşımlar profillerimizin kapanmasına sebep olabilirler, bu yüzden sadece bu iş için bir blog kurdum ve blogun, içinte benim bir tane linkimi paylaştım, ve bizimle çalışmak para kazanmak için linkleri paylaşmak için yorum bölümünü kullananlar benim linkime tıklarlar sa bende onların linklerine tıklarım herkes bir birinin linkine tıklarsa, kazanç için sabit bir kazanç kapısı açılır.



Blog adresi           http://linkpaylasimlari.blogspot.com/

www.soylerim.com



internetten para kazanma yolları ile bilgilerimizi artık www.soylerim.com adresinde sizlerle paylaşıyoruz arkadaşları.

Adana'nın Issız Sokakları!!


Uyku seni hiç terk etti mi?
Dönüp dururken yatağında,
Sabahlara kadar tırnaklarınla,
Parçaladın mı Yastığı yorganı?
Gözlerini diktin mi tavana?
Gelecektir diye düşünerek,
Hayaller kurup bekledin mi?
Ya gelmeyince, seni aramayınca,
Ölesiye, gözlerini kör edercesine,
Ağladın mı?
Sen hiç geçenin zifiri karanlığında,
Odanın soğuk duvarlarına,
Yaslanıp şiirler okudun mu?
Sonra karanlığa çekilip,
Yalnızlığın kollarında uyudun mu?
Peki hiç aklına geldi mi?
Ona ait ne varsa, yaşanan güzel günleri,
Sen hiç gördün mü?
Yüreğinde ki misafirin. Hayalini,
Sadece gözlerini,
Seni seviyorum diyişini,
Her an kulaklarında duyuyormuş gibi
Hissedebildin mi?
Sen hiç eridin mi, terler gibi,
Tane, tane yaşlar döküldü mü
Vücudundan?
Hiç teselli aradın mı, hem gecenin koynunda
Hem de gündüzün kalabalığın da
Çaresizce! dolaştın mı?
Adana’nın ıssız sokaklarını,
Tenha parklarını!
Bütün şehir uykudayken,
Deli divane gibi, düştün mü?
Yollara!

Sen atılmak nedir bilir misin?
Yaşlı bir köpek, eski bir gömlek,
Kirli bir mendil gibi, hissettin mi?
terk edilmeyi, atılmayı!!!
Sen hiç takatsiz kaldın mı?
Elin, ayağın titredi mi,
Sevginin peşinde koşarken!
Sen hiç binlerce insanın için de,
Yalnız kaldın mı?
Bilir misin ki unutulmanın,
Sırtına hançer gibi saplandığını!
Hiç gururunu bir kenarda bırakıp,
Sevdiğinin ayak bastığı yeri öptün mü?
Sen çaresizliği de bilmezsin,
Hiç yoklukta görmedin,
Sen gidenin arkadasın dan,
Gözyaşı da dökmedin değil mi?
Senin gittiğin günden beri böyleyim,
Belki deli, belki de divaneyim,
Seni ölesiye sevdim diye
Her gece Haykırdım Adana Sokaklarında İsmini!
Sakın Ayıplama sevgimi!
Bırakmak geliyor dipsiz uçurumlara kendimi,
Başarısız bir asker gibi!
Bu kadar sitem ettim diye darılma,
Sakın, sakın unutma,
Her insan Sevdiği Kadar Acı çeker!


01:45   01.06.2014    Mehmet Halis ERDİNÇ

27 May 2014

SERMAYESİZ İŞ FIRSATI TAMAMEN ÜCRETSİZ


Arkadaşlar güvenebileceğiniz bir firma ile satış ortaklığı yapmak istermisiniz.
Çok Kaliteli Ürünler İle Kolay satışlar Yapılır.
Ev hanımları, öğrenciler, emekliler, part time ful time çalışanlar
Kaliteli ürünler ile kolay satış yapıyorlar.
Diledikleri kadar ek gelir ve ekstra kazanç sağlıyorlar.
Müthiş bir ek gelir fırsatı ücretsiz üyelik, kesinlikle para yatırmak zorunda değilsiniz.  Sermayesiz mükemmel bir iş fırsatı. Tamamen ücretsiz üyelik.


26 May 2014

Sol Yanımda Yaşıyorsun!

HalisErdinç


Beğendiyseniz Paylaşırmısınız!!!

ÜCRETSİZ SATIŞ ORTAKLIĞI

Biliyorsunuz internette satış ortaklığı, yapmak isteyen arkadaşlarımız devamlı paralar ödeyip, o ürünü satabilmeyi, umarak reklamlar yapmak için saatlerce uğraşıyorlar, bu uğraşların sonunda kimisi para kazanırken, kimisi hiçbir şey kazanamıyor.


Peki nasıl başlamalıyız, öncelikle kendimize satabileceğimiz ürünleri olan bir firma ile başlamalıyız. Forivia çok güzel bir firma, kendi çalışma ekiplerinizi kurabilirsiniz. İçerisinde bir çok ev ihtiyaçları bulunan ürünlerden satışlar yapabilirsiniz. Ürün siparişleriniz sizlere gelir ve istediğiniz yere verebilirsiniz. Kapıda ödeme, banka hesaba para yatırma gibi seçeneklerle kolay ve güvenli alışverişler yapabilirsiniz. Üstelik her satıştan alacağınız komisyon ile evinizi rahatça geçindirebilirsiniz. Bu işi yapabilirim diyorsanız işte size mükemmel bir seçenek, üstelik ücretsiz üyeliklerle, her hangi bir riskiniz yok.

25 May 2014

E-Mail okuyarak para kazanma

Arkadaşlar mail okuyarak para kazanın daha öncede sizlerle paylaştığım mail okuyarak para kazanma şirketine bir tane daha ekleyin her gün sizlere mail yolluyor, üstelik referanslarınıza da 1 dolar hediye ediyor. Daha çok referans ile daha çok ödeme alabilirsiniz. Sizlerde para kazanmak istiyorsanız. İşte sizlere bir kapı daha mail okuyun para kazanın.

Birinci sitemiz sizlere günlük 1 ile 5 arasında mail yolluyor bu mailler sizlere 1 ile 20 cent arasında bir kazanç sağlayabiliyor.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu siteyi Özellikle Tavsiye ediyorum arkadaşlar.

ikinci siteniz benim özellikle tavsiye ettiğim site sizlere günlük 50 adete kadar mail atıyor en az 10 mail yolluyor. tabi ilk başladığınızda bu kadar olmazsa bile, belli bir zamandan sonra sizlere günlük en az 10 adet mail atıyor. üstüne ne kadar attığı belli olmuyor ama günlük 50 adeti bulduğu zamanlar çok. ben biraz farklı bir sistem kurdum mail okuma işleri için, her sabah saat 10 da siteye giriyorum. siteye girdiğimde listelenmiş bir halde dünkü mailleri tek tek okuyorum bana yaklaşık yarım saate mal oluyor ama güzel bir şekilde hepsini okumuş oluyorum sizler isterseniz. maili her kontrol ettiğinizde de okuya bilirsiniz. saygılar ve bol kazançlar arkadaşlar.

üye olmak için tıkladığınızda sizlere mail ekleyin diye bir kutucuk çıkacak karşınıza. özellikle gmail kullanırsanız, mail daha çok geliyor ve kazancınız artıyor. mail adresinizi ekliyor ve kontrol için altındaki butona tıklıyorsunuz. ardından sizlere bir mail gelecek gelen mailde ki linke tıklayarak adımları takip edip üye oluyorsunuz. ardından mailler gelmeye başlıyor.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

200euromails.net

Yeni Sitelerin Seo İle Hit Patlaması

Yeni web sitelerinde seo başlangıcı ve bu seo çalışmalarının şiddeti en kritik konulardan bir tanesidir. Öncelikle hangi sektörden olursa olsun, mutlaka düzenli güncel içerik eklenmesi son derece önemlidir. Bunların yanında siteye ait sosyal medya hesaplarının olması ve bu hesaplarda yeni içeriklerin paylaşılması da başlangıç için yapılmalıdır. Ancak indexi ve takipçisi dahi olmayan bu hesapların seo anlamında çok da fayda sağlayacağı söylenemez. Bu sebeple sosyal medya reklamları ile takipçilerinizi az da olsa arttırmanızda fayda var. En azından bu paylaşımlarda ziyaretçi artışı ve hızlı indexlenme imkanı sağlayacaktır. Bu da ziyaretçilerinizin içeriklerinizle eş zamanlı artışı için oldukça etkili bir yöntem olacaktır.
İçerik ve sosyal medya dışında genel backlink çalışmaları için başlangıçta 2 yol izleyebilirsiniz.
1.                         Sektörünüzle alakalı ikinci bir site kurarak bunu paravan site amacıyla kullanıp ana sitenizi desteklemek; Eğer bu işlemi yapacaksanız yedek sitede yine güncel içerik sağlayıp, çeşitli backlink paketleriyle bu siteyi orta düzeyde geliştirmeniz yeterli olacaktır.
2.                         Sektörünüzle doğrudan alakalı, yoksa yakın alakalı o da yoksa alakasız ancak özgün bloglardan tanıtım yazıları satın alarak, kaliteli ve doğal backlinkler elde edebilirsiniz.
Bu iki adımdan herhangi birini uygulayabileceğiniz gibi daha etkili olması için ikisini aynı anda da uygulayabilirsiniz. Temel düzeyde çalışmalar olduğundan bir sorun teşkil etmeyecektir. Ancak rekabetin yüksek olduğu sıralara geldikçe çok komplike çalışmaları yürütmeniz gerekir. Bunlar için birkaç ipucu vermek gerekirse;
·                            Sektördeki rakiplerin toplam backlinklerini veya zamana göre alınmış güncel backlinklerini ahrefs.com üzerinden takip edip aynı veya benzer nitelikte backlinkler elde etmek,
·                            Sözlük sitelerinde sektörünüzle ilgili paylaşımlara yapılacak yorumlar vasıtasıyla backlink elde etmek,
·                            Haber siteleri gibi yüksek prestijli sitelerden tanıtım yazıları satın almak,
·                            İndex sayısı yüksek forum gibi sitelerden link satın almak (dikkatli davranılmalıdır, risklidir)
·                            Yarışma düzenleyerek, paylaşıma teşvik etmek,
·                            Diğer nitelikli backlink çalışmalarını yürütmek,
·                            Bir uzmandan destek almak.
Bir önceki yazımız olan Uzmana Sorun 24 Saatte Cevap Alın ! başlıklı makalemizde seo, seo soru cevap ve uzmana sorun hakkında bilgiler verilmektedir.


Seo Nasıl Yapılır

Seo ingilice olarak yazılınca Search Engine Optimization yani arama motor optimizasyonu kelemesnin baş harflerinden oluşan bir terimdir. Bu sizlerin web sitesinin arama motorlarında en üstlerde çıkmasını sağlayan yapılan çalışmadır.
SEO’nun temel amacı açılımı itibariyle arama motoru optimizasyonu yani arama motorlarında üst sıralarda listelenmektedir. Bu amaç da, sitelerde yer alan bilgi, hizmet veya satışların daha fazla ilgili kitleye ulaştırılmasını sağlamaktır.
Seo, sitelerin doğal yollarla ulaşamayacakları web popülerliğine, doğal görünen yöntemler kullanarak ulaşma sanatıdır. Bu web popülerliği beraberinde Google sıralama artışını da getirmektedir.


Seo Nasıl Yapılır ? – Popülarite

Seo bir nevi doğal bir popülarite sağlama sanatıdır. Bu popülariteyi en doğal yollarla sağlayan uzmanlar ise en iyi seo uzmanları sayılırlar.
Popülarite kelimesini web dünyası için meşhur olmak kelimesiyle ifade edebiliriz. Google da üst sıralarda listelenmek en iyi reklam türüdür. Ancak üst sıralarda listelenmek aslında reklam yapmakla mümkün olmaktadır. Kısaca sitenizi popüler hale getirmek için yaptığınız tüm tanıtım ve reklamların sonucu olarak siteniz üst sıralara yükselmektedir.
Google bir sitenin popüler olmaya başladığını, ziyaretçi sayısının düzenli artışından ve site hakkında yapılan link ve bilgilendirme paylaşımlarından anlamaktadır. Bu paylaşımların kanalları ve sayısı arttıkça popülarite daha doğal ve sağlam bir yapıya kavuşmaktadır.
Bir sitenin popülaritesi açıldığı andan itibaren dikkate alınarak gelişimi değerlendirilir ve arama motoru sonuçlarına doğrudan yansıtılır.

Seo Nasıl Yapılır ? – Doğallık

Doğallık seo çalışmalarındaki anahtar kelimedir. Google yükseltme mantığı doğal bir popülarite esasına dayanmaktadır. Bu doğal popülarite anlayışı içerisinde yapay durumlar fark edilir ve dikkate alınmazlar. Bu yapay çalışmaların sayıca fazla olması dikkate alınmamasının yanı sıra olumsuz olarak dikkate alınır ve sıralamaya bu olumsu etki yansıtılır.
Doğal popülarite anlayışı içerisinde, yapılan paylaşım ve tüm seo çalışmaları site sahibinin bilgisi dışında yapılan çalışmalar olarak görülmelidir. Bu sayede kullanıcıların siteyi faydalı bularak çeşitli paylaşımlarda bulunduğu izlenimi doğmaktadır.
Sitedeki bir makalenin forumlarda, sosyal medyalarda, imleme sitelerinde gibi seoya katkı sağlayan ortamlarda paylaşılması kullanıcı eliyle yapılıyormuş izlenimi taşımalı ve sitelerin kullanıcıya gerçekten hizmet eden faydalı siteler olduğu olgusu oluşturulmalıdır.
Doğallık algısının temelini oluşturan en önemli özellik çeşitliliktir. Tek elden yürütülen çalışmaların doğal görünmemesinin sebebi budur. Bu sebeple yapılan çalışmaların yapısı, zamanı, uygulama biçimi ve sayısı gibi kriterlerin çeşitlilik arz etmesi sitenin doğal ve kalıcı yükselmesini sağlamaktadır.
Bir önceki yazımız olan Hedef kelime belirleme başlıklı makalemizde google anahtar kelime belirleyici, google anahtar kelime bulmak aracı ve google yapılan aramalar hakkında bilgiler verilmektedir.


Seo Sitenizin Hitini Yükseltmeye Yarayan Bir Sistemdir.

Seo ingilice olarak yazılınca Search Engine Optimization yani arama motor optimizasyonu kelemesnin baş harflerinden oluşan bir terimdir. Bu sizlerin web sitesinin arama motorlarında en üstlerde çıkmasını sağlayan yapılan çalışmadır.
SEO’nun temel amacı açılımı itibariyle arama motoru optimizasyonu yani arama motorlarında üst sıralarda listelenmektedir. Bu amaç da, sitelerde yer alan bilgi, hizmet veya satışların daha fazla ilgili kitleye ulaştırılmasını sağlamaktır.

Seo, sitelerin doğal yollarla ulaşamayacakları web popülerliğine, doğal görünen yöntemler kullanarak ulaşma sanatıdır. Bu web popülerliği beraberinde Google sıralama artışını da getirmektedir.


Web Sitesi Kurmak İstiyorum!

Güzel bir internet sitesi kurmak, nerdeyse 1000 tl den başlayan fiyatlarla olduğunu biliyorsunuz. Peki çok daha kolay bir şekilde web sitenizi kendiniz kurabilirsiniz. Üstelik istediğiniz şekilde, hem internet sitenizi kurabiliyorsunuz, hemde bundan paralar kazanabilirsiniz. İnternet sitesi kurmayı tam öğrendiğinizde bir çok firmanın, web sitesini kurarak para kazanabilirsiniz. Birazcık pazarlama dili ile istediğiniz insana web sitesi yapmak çok kolaydır. Sizde bu işten binlerce lira kazanabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey öğrenmek.

Peki web sitesi kurmayı, hızlı bir şekilde öğrenip, sizlerde para kazanmak istermisiniz. Eğer böyle bir düşünceniz var ise işte sizlere fırsat.





Web Sitesi Kurma Rehberi Dijital Eğitim Kitabı

İnternet Kullanıcılarının 50 milyonu aştığını Biliyormusunuz

Türkiye’de İnternet Kullanıcılarının Sayısının nerdeyse 50 milyonu aştığını biliyormusunuz. Bu sayının insanlar için yeni iş kapıları açtığını biliyorsunuz değimli. Bu yolların bir çoğu gerçek ve gerçekten kazanç sağlayabilirsiniz. İnternet kullanıcıları olarak nerdeyse avrupayı yakaladık 2012 ile 2013 yıllarında nerdeyse aynı olduğumuzu artık köylerimizde bile internet kullanıldığını biliyormusunuz.

50 MİLYON İNTERNET KULLANICISI VAR
BTK Başkanı, internet kullanımı üzerine de çarpıcı istatistikler paylaştı. Dr. Acarer, Türkiye'nin Avrupa'nın zirvesine yerleştiğine işaret etti, şöyle konuştu, "Avrupa'da toplumun yüzde 65'i internet kullanıyor. Bizde de 50 milyon kullanıcıyla oran yüzde 65. Ancak sayı giderek artıyor. 2012'de yüzde 70'lik oranla Avrupa'yı geride bırakacağız. İnternet, kırsal kesimde bile hayatımızın ayrılmaz parçası haline geldi. Köylüler, veri aktarma ve alma hızı yüksek geniş bantlı internet hizmeti talep ediyor. Bu durum gelinen noktayı anlatıyor." BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer, internet kullanımının hızla artmasını ekonomideki büyümeye, hizmet sağlayıcılar arasındaki rekabete ve genç nüfusa bağladıklarını da dile getirdi.

Bu fırsatı göz önünde bulundurun bizden söylemesi

E-ticaret Sektörü Çok Büyüyor.

İnternette satış yaparak Yani E-ticaret sektörünün cirosu, geçen yılına aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 4 milyar 843 milyon 500 bin Türk Lirasına ulaştı. Bankalar arası kart merkezi (BKM) açıklamarında 2011 in ilk üç ayında sadece dakikada 217 adet kart işlemi yapılıyordu.


E-ticaret cirosu, ilk çeyrekte geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak, 4 milyar 843 milyon 500 bin liraya ulaştı.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2011 yılı ilk 3 aylık e-ticaret kullanım verilerini açıkladı.


BKM 2011 e-ticaret verilerine göre, Mart ayı sonu itibariyle yerli ve yabancı kredi kartları ile farklı elektronik ticaret sitelerinden yapılan harcamaların işlem adedi geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 40 artarak 28 milyon 96 bin 690 adedi buldu.


Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artan e-ticaret cirosu ise 4 milyar 843 milyon 500 bin liraya ulaştı.


BKM verilerine göre e-ticaret sitelerinden 2011'in ilk üç ayı boyunca dakikada ortalama 217 adet işlem yapıldı.


Harcama cirosundaki artışın işlem adedinin üzerinde oluşu, bu yıl e-ticaret harcamalarında daha pahalı ürünler seçildiğini ortaya koyarken, 2011 yılı ilk üç aylık e-ticaret verilerine bakıldığında yapılan harcama başına düşen tutar ise 172 lira olarak gerçekleşti.


BKM verilerine göre, 2011 yılı ilk 3 ayında kredi kartları ile e-ticaret sitelerinden yapılan harcamalara bakıldığında ise hizmet sektörünün başı çektiği gözlendi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 96 artan hizmet sektörü cirosu 790 milyon liraya ulaştı. İşlem adedinde ise yüzde 63 artış gerçekleşti. Spor salonu, restoran gibi e-ticaret harcamalarını yaptığımız hizmet sektörü harcamaları ilk sırada geldi.


Havayolları yine e-ticaretin en çok yapıldığı sektörler arasında yer aldı. 2011 yılının ilk üç ayında e-ticaret üzerinden kredi kartlarıyla yapılan havayolu harcamaları, işlem başına ortalama 247 lira olarak kaydedildi.


Açıklamada, şunlar kaydedildi:


“2011 yılının ilk üç aylık döneminde kredi kartlarımız ile en çok yaptığımız e-ticaret harcamalarından biri de elektronik eşya ve bilgisayarlar oldu. Cep telefonundan, diz üstü bilgisayarlara, DVD oynatıcıdan, oyun konsollarına kadar farklı elektronik cihazlara yaptığımız harcamalara bakıldığında ise işlem başına yaptığımız harcamanın 190 lira olduğu gözlendi. Erkekler en çok elektronik eşya ve oto aksesuarları, kadınlar ise kozmetik ve tekstil ürünlerini tercih etti. Bilgisayar donanımı, bilgisayar, cep telefonu, elektronik eşya, 2.el ürünler, spor ekipmanları, ve oto aksesuarları erkekler tarafından, kozmetik ürünleri ve tekstil ise kadınlar tarafından en çok tercih edilen ürünler oldu.”


SERTAÇ ÖZİNAL


Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Sertaç Özinal, konuyla ilgili açıklamasında, Türkiye'nin, dünyada en fazla internet kullanıcısına sahip ilk 15 ülke arasında yer aldığını belirterek, internet üzerinden alışveriş yapmanın, kişilere en iyi ürünü en iyi fiyata satın alma imkanı sağladığını da kaydetti.


Özinal, “Müşterilerin güvenlik konusunda bilinçlendirilmesi ve kart sahipleri için düzenlenen kampanyalar e-ticaret hacminin artışında olumlu etki yaratmaktadır. Ayrıca internet erişimine sahip olan kullanıcı sayısındaki artış, yeni firmaların e-ticaret yatırımı yapması, mevcut firmaların altyapılarındaki iyileştirmeler, tanıtım faaliyetlerindeki artış, internet alışverişindeki fiyat ve kolaylık avantajı e-ticaret hacminin gelecek dönemde daha da artmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Sosyal Medya Paylaşımlarına Dikkat Dikkat Edilmesi Gerekenler



Network marketing, satış ortaklığı, veya satış ortaklığı işleri için kullanılan sosyal medya da reklam yapkmak, aslında en riskli ve en güvenilir yollardan biridir.  Sosyal medya da paylaşım yaparken dikkatli olmalısınız. Çok sık paylaşımlar yaparak insanları bıktıra bilirsiniz. Satış ortaklığında satış yapmak istediğiniz ürünü sadece günde maksimum 2 defa yapmak en güzelidir. Sizi takip eden insanların güvenini kaybederseniz başarısız oldunuz demektir. Tabiî ki bir de takipçilerinizin faydasına olacak ürünler paylaşırsanız. İnanın beklentinizden daha güzel kazançlar elde edebilirsiniz.

Satış ortaklığında en önemli mevzu : Tavsiye etmek ve güvenmek

BAŞARILI İNSANLARIN KULLANDIKLARI YÖNTEMLER



Biz insanlar içinde iki çeşit ses vardır. Bunlardan biri bizlere, daha sıkı çalışmamızı, ailemizin rahatı için, daha fazla zaman harcamamızı, gerekirse farklı işler yapmamızı söylerken. Diğer ses ise, çok çalıştık, artık dinlenme zamanı, televizyonu açalım, ne programlar var hangi diziler oynuyor gibi şeyler söyler.  Bizden başka insanlar nasıl başarılı olur, neden başarı öyküleri vardır bu konular detaylı açıklayalım…


1. Bahaneniz Olmasın

Hepimizin içinde iki farklı ses vardır. Bu seslerden bir tanesi bize sıkı çalışmamızı ve işlerimizi bitirmemizi söyler. Bize sürekli işlerimize odaklanmamız gerektiğini ve bitirdikten sonra hemen diğer işimize odaklanmamızı ve bitirmemizi söyler. İkinci ses ise; biraz dinlenmemiz gerektiğini, televizyonda hangi dizi veya program var, dışarıya çıkıp gezmemizi yada internette saatlerce dizi, facebook gibi sosyal ağlarda boşa vakit harcamamızı söyler. Bazı zamanlar adaletsizlik yüzünden sitem ederiz. Neden hak ettiğimiz yerlere ulaşamıyoruz diye. Kim olduğunuzun hiç bir önemi yok. Bazı zamanlar adil olmayan durumlarla karşılaşabiliriz ve hayata isyan edebiliriz. Bu gibi durumlarda kendimize kızabilir ve üzebiliriz, ikinci seçenek ise bu sıkıntıları görmezlikten gelerek yola devam edebiliriz hatta bu sıkıntıları bir motive sebebi olarak kullanabiliriz. Nelson Mandela (Güney Afrika devlet başkanı) 27 yıl hapiste kaldığı zaman itiraz edebilir ve durumuna isyan ederek kendini karamsarlığa itebilirdi fakat mahküm olduğu zamanlarını öğrenmek, ilerlemek, ruhsal büyüme ve kendi ırkının özgürlüğü için kullandı. Bahanelerinizi dinleyin ve neden bu bahanelerinizin olduğunu anlamaya çalışın ve en son onları ilerlemek ve başarılı olmak için nasıl bir basamak olarak kullanabileceğinizi düşünün.

2. Sadece Kendiniz İçin Değil

Hayatta istediğiniz şeyler (Hedefleriniz) sizi motive eder ama onlar tek başına sizi yeterince motive edemezler. Gerçek başarı sadece sizin hayatınızı değil başkalarının da hayatını etkilediğiniz zaman elde edilir. Eğer işinizi bitirmekte zorlanıyorsanız ve yetenekleriniz de daha fazlaysa, emek ve ayırdığınız zamanı arttırın ve bu şekilde projeyi bitirin. Gerçek hedefimiz para kazanmaksa, ona ulaşmak için bütün emeğinizi verin. Başarılı insanlar sadece para kazanarak tatmin olmuyorlar. Onların yöntemi başka kişileri de bu başarıya ortak etmeleridir.

3. Sabah Erken Uyanmak ve Gece Geç Uyumak

Gerçek başarı elde eden insanlar hedeflerine ulaşmak için sıkı çalışmışlar. Onlar aile, sosyal hayatları ve buna benzer şeyleri ikinci plana atarak hayatlarını ertelemiş ve her zaman hedeflerini ilk sıraya almışlardır. Başarıya ulaşmak için tek bir yol var: Sıkı çalışmak! Abraham Lincoln’ ün bir sözü vardır: Belki bekleyen insanlar bir şeylere ulaşabilirler… Ama aslında çalışkan insanların bıraktığı şeylere ulaşırlar. Başarılı olmak istiyorsanız çok sıkı çalışmalısınız ancak bu şekilde diğer insanlardan önde olabilirsiniz. 

4. En Büyük Olgu

Enerji dünyadaki en büyük olgudur fakat bilim adamları genelde bunun hakkında konuşmazlar. Tabi ki petrol ve elektrik gibi enerjiler herkes tarafından bilinir, benim kastettiğim insanların içindeki enerjidir. Gerçek şudur ki enerjimiz her ne kadar daha fazlaysa, hedeflerimize de daha rahat odaklanabiliriz ve çalışma kalitemiz de o derecede artar. Richard Branson’ ın başarılı olma sebeplerinden birisi fiziğini en iyi şekilde korumasıdır. İyi bir fiziğe sahip olduğumuz zaman beynimize daha fazla kan gitmesi sağlanır ve bu şekilde insanlar hedeflerine daha fazla odaklanırlar ve daha iyi karar verebilirler. Spor yapmayı günlük hayatınızın bir parçası yapın ve bu şekilde başarılı olma oranınızı arttırın.

5. İnançlar ve Prensipler

Winston Churchil kendisine has belirli prensipler belirlemiş. Bizimle onun arasındaki fark, o her zaman  ve her durumda belirlediği prensiplerine bağlı kalmasıdır. Hiç bir zaman kendi prensiplerinden taviz vermezmiş. Sizin prensipleriniz ve sınırlarınız nedir? Hepimizin belli prensipleri vardır. Onları bulmaya çalışın ve onlara göre hayatınızı ilerletin. Örneğin Apple şirketin inandığı şey, Teknoloji dünyasında büyük bir değişim yaratmaktı ve bu prensibi ürettiği her üründe uygulamaktadır. Kendi prensiplerinizi ve sınırlarınızı belirleyin ve farklı durumlarla karşılaşırsanız onları değiştirmeyin.

6. Şüphe

Hepimizin hayatında şüphelendiğimiz zamanlar olmuştur. Hatta en profesyonel ve mesleklerinde iyi olan insanlar da kendilerine bu soruyu sorarlar: Acaba doğru yolda mıyım? Başarılı insanlar ve hedeflerine hiç bir zaman ulaşamayan insanların arasındaki fark, başarılı insanların hiç bir zaman yaptığı işe şüphelenmedikleri ve yaptığı işin tamamen doğru olduğuna inananlardır. Şüphelenecek bir duruma düştükleri zaman anında bu şüpheyi ezerler. Halbuki normal insanlar bu şüphelerin hayatlarına girmesine izin verirler ve sonunda teslim olurlar. Hepimiz insanız ve yaptığımız işe  şüphe duymamız normaldir. Ama başarılı olmak için bu şüphenin bütün beyninizi doldurmasına izin vermeyin ve onları iyimser düşüncelerinizi arttırmak için kullanın. 

7. Bir Sebebiniz Olsun

Bazı insanlar sırf başkalarına bir şeyi ispatlamak için dünyada yapılması imkansız denilen şeyleri buldular ve yaptılar. Bu zor keşiflerin peşinden gitme sebepleri ise Karakterlerini büyütmek ve hayatta büyük bir değişim ortaya atmaktı. Kaybeden insanlar hiç bir zaman bu sebeplerden dolayı bir şeyin peşine düşmezler. Bir sebep bulun. O zaman başkaları uykuda olduğu zaman sizin çalışmak için bir sebebiniz olur.

8. Başkaları Pes Ettiği Halde Onlar Pes Etmezler

Sizce hayallerine odaklanan biri ne zaman onlara ulaşacağını nereden anlar? Aslında o kişi ne zaman hayallerine ulaşacağını bilemez! Belki yarın belki on yıl sonra hayaline kavuşacaktır. Tarihe geçen başarılı insanlar ve başarısız insanların arasındaki farksa, başarılı insanlar hiç bir zaman pes etmemişlerdir. Başarılı insanların karakterinde hayallerinden vazgeçmek ve onlara ulaşmak için çalışmamak diye bir şey yoktur. Ayrıca onlar hedeflerine ulaştığı zaman yeni bir hedef belirlerler. Hiç kimsenin ne zaman başarılı olacağına dair bir fikri olamaz. Dolayısıyla pes ederek ortamı başarısız insanlara  bırakmayın.

9. Başarılı İnsanlar Her Zaman Yeteneklerini Arttırma Peşindelerdir

Tony Juain ve Mike Tayson sürekli öğrenme peşindeydiler. Saatlerce antrenman yaparlardı. Juain kendi branşında başarılı olmak için gereken bütün becerileri öğrendi. Tayson becerisiz bir kişiydi. Boksör ve savaşçı olmaktan daha ziyade iyi bir öğrenciydi. Tayson kadar boksu iyi öğrenmiş bir kişi yoktur. Tarihte herkesten daha fazla boks filmleri izleyerek öğrenmiştir. Bu iki büyük sporcu spor filmleri izleyerek yeteneklerini arttırdılar. Peki biz nasıl yeteneklerimizi arttırabiliriz? Bunun için kendi branşınızda çok fazla kitap okumanız gerekir. Örneğin mesleğiniz satışsa satış hakkında makale okumanız gerekmektedir. Sırf hedeflere odaklanarak çalışmak yeterli değildir. Başarı yolunda yeteneklerinizi arttırmalısınız. Okumak başarı insanlardan ilham almamıza yardımcı olur ve doğru yolda devam etmemize sağlar.

10. Risk Almak

Risk almadan başarılı olamazsınız. Bu herkesin kullandığı standart bir cümledir ama gerçek ve doğrudur! Bir çok başarılı insan hayatlarında başarılı olmak için riske girmişlerdir. Brankes Tylor şöyle diyor: Hayatta en büyük trajedi yetenekleri boşa heba etmektir. Belki hayaliniz başka insanların sağlıklı yaşamasıdır, belki zengin olmak. Hayaliniz her neyse onları gerçekleştirmek için elinizden geleni yapın. Eğer emeğinizin sonucunu görmek istiyorsanız riske girin. Hayallerinizi netleştirin çünkü bu risk onlara ulaşmak için değer.


YİNE SİZLERE BİR EK GELİR FIRSATI DAHA

Arkadaşlar isterseniz ucuz ürünlerinden faydalanıp, çevrenizde veya sosyal medyada satış yapabileceğiniz. Çok güzel ürünlerle satış ortaklığı yapabilirsiniz, kolyeler, yüzükler, mutfak malzemeleri, bayan ve erkek çantaları, ayakkabılar, vs. bir çok ürün barındıran firmada sizlerde, güzel kazançlar sağlayabilirsiniz.


Tek yapmanız gereken üye olmak. Ücretsiz üyelikle kaydolup nasıl satış yapacağınıza karar vermek başka bir şeye gerek yok. Çevrenize satış yapacaksanız katalog isteyebilir, internetten satış yapacaksanız kendinize güzel bir blog açarak yapabilirsiniz.


24 May 2014

ÖZÜM BİR SÖZÜM BİR BEN TÜRKÜM


Herşey 1960 yılında başladı o zamanlar baş reis (başbakan) Adnan Menderes Türkiye'nin başındaydı. o zamanın gazete manşetlerinde akla gelmez yalanlar dizildi. Baş reis Adnan Menderes ve ailesi Hakkında binlerce yalan haberler atıldı. Manşetin birinde Baş reisin Oğlu milyarlarca lira yolsuzluk yaptı dediler. paraları uçaklarla kaçırdılar dediler.  Adnan Menderes evinde yakalandı. yol kenarında çalılıklara saklanırken  yakalandı dediler. iftira üstüne iftira attılar ve idam ettiler. Her şey güzelce planlanmış bir örgüt işiydi.
                Daha sonra 1980 ve 1990 yılları arasında Bir Müslüman ülkesinde başörtü yasağını getirdiler. üniversitelere devlet dairelerine başörtüsü ile girilmiyordu. hatta o zamanlar nüfus dairelerinde kimliklere bile başörtüsü ile çekilmiş resimleri kabul etmiyorlardı. Sorulduğunda Elhamdülillah Müslümanım diyen halkımızın Başörtüsü yasağına çoğunluk olmazsa da olumlu bakması ve medyanın bu olayları abartarak kötü göstermesi genç zihniyetin aklını zehirlemekten başka bir şey değil. aslında halan medyanın gençlerimizi çocuklarımızı kötü etkileyen yayınları ana babalara zor anlar yaşatmaktadır.
                En son 2013 şubat ayında başlayan yeni bir ihanetin tohumları atılıyordu. Olay Türkiye'nin Büyüyüp güçlenmesini engellemek, Bunlar olacaktır elbet daha güçlü ülkelerin üzerimizde yapacağı baskıyı devam ettirebilmesi için Türkiye'nin her zaman geriden gelmesi gerektiğini biliyorlar. şubat ayında atılan ihanet tohumlarının 17 aralık gününün patlak vermesi milletin seçimde yapacağı özgür iradeyi manipüle etmektir. Hem ülkenin ilerleyişini durdurabilmek hemde 1960 yılında olduğu gibi Başbakanımızı Elimizden almak istemeleri idi çünkü başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞON'IN onlara boyun eğmeyeceğini biliyorlardı. 1960 yılında atılan gazete manşetleri ile son ihanette de atılan manşetler bire bir aynı o zamanlar Sayın Adnan Menderes'in oğlu yolsuzluk yaptı dediler. Şimdi İse Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu yolsuzluk yaptı diyorlardı. O zaman uçak dolusu para kaçırıldı dediler yurt dışına şimdi uçak dolusu altın dediler.
                Evet ihanet büyüktü yabancı ülkelerin bizler için cumhuriyet kurulduğundan beri bir çok oyun oynadığını biliyoruz. babalarımızdan dedelerimizden dinlediğimiz binlerce Türk destanı vardır biraz araştıra bilirsek binlercesini belki duymadığımız bu oyunlar halen içimizde olan bu örgütler sayesinde devam etmektedir. Lakin bir Türk Vatandaşının  ülkesine ihanet etmesi bizim alışık olduğumuz bir durum değildir. biz tarihimiz de yapılan tüm savaşlarda hep birlik içinde savaşmış destanlar yazmış bir milletiz. Osmanlı tarihinde de yapılan savaşlarda Kürtler, Türkler aleviler vs. bir bütün olarak savaştık cumhuriyet tarihinin başlangıcından beride Ulu Önder Atatürk'ün yanında da Hep beraber savaştık. bunları bildiğimiz halde bir kaç hainin peşinden neden hala kalplerimizde şüphe taşıyıp, ırkçılık yaparak bir birimizle savaşıyoruz hala anlayamıyorum.
                Ben Adıyaman doğumluyum bildiğim kadarı ile ailemin kökeni Kürt, gurur duyuyorum hem Kürt vede Türkiye Vatandaşı olduğum için gurur duyuyorum, ben her  yabancının karşısında NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyecek kadar da başım dik yürürüm.  Benim için Ay yıldızlı Bayrağımın Altında yaşayan herkes birdir benim kardeşim ve vatandaşımdır. Allah bize Türkiye Gibi bir ülke bahşettiği için ne kadar şanslı olduğumuzu biliyorum. benim gibi milyonlarca insan var. hepsi gururlu hepsi başı dik yürür hainlerin karşısında, Alevisi, Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi, Kol Kola, omuz omuza siper eder göğsünü ülkesine ihanet edenlerin karşısında.

                Gelin bu ülkeyi bölmek isteyen hainlerin karşısında da bir duralım, gelin bu ülkeye saldırmak isteyen şerefsizleri kovalım, gelin yine tarihimizde ki gibi birlik olalım  savaşalım ülkemizi bölmek isteyenlere karşı. Allah ülkemize dinimize ihanet edenlerin belasını mutlaka verecektir gelin bizde ülkemize başımızdaki büyüklerimize inanalım. bize ihanet eden üç beş çapulcuya papuç bırakmayalım. Saygılar... 

Dizilerden Müthiş Espriler...

Arkadaşlar, izlediğim dizilerden esprileri teker teker buraya ekliyorum Bu nasıl şaka...........

Bu Ne Biçim Şaka....

 


 Böyle manimi Olur...

 


Ben Lira İle Çalışıyorum...




Paylaşırmısınız...

Kişi Başı 25 dolar Kazanabilirsiniz!!!

Kişi başı 25 dolar veriyor

Arkadaşlar yine bir paypal tarzı bir site sizlere sunuyoruz, her ücretsiz gelecek referansınız için 25 dolar ödüyor. Para kendi hesabınıza yatıyor bende yeni üye oldum, ref linkimden üye olan biri olursa hemen parayı transfer etmek istiyorum, paypal hesabıma. Bu şekilde para Gerçekken ödeniyormuş, ödenmiyor mu anlamış oluruz, üstelik ilk üyelikte sizlere 100 dolar bonus veriyor.


Henüz tam olarak nasıl kullanacağımı bilmiyorum ama öğrenmemiz gerektiğini en azından bir denemek gerektiğini düşünüyorum. Her üye için 25 dolar. Bakalım gerçekten verecek mi bir deneme yapmaya varmısınız arkadaşlar. 


23 May 2014

Nükleer Santral...

HalisErdinç


Herkes nükleer santralin zararlarından bahsediyorlar, arada bir de siyasi propaganda için kullanıyorlar. Peki neden ülkemize olacak faydalarından bahseden yok, veya sadece birkaç kişi, bunun bilincinde…

Ülkemizin, her yıl sadece enerji için yaptığını ödemeyi biliyor musunuz? Yıllık 60 milyar dolar. Sadece enerji tüketimi için yapılan ödeme, artık Türk lira sı ile sizler hesaplayın. Bu paranın sadece, 100 de 50 sini kurtarsak bile, ülkemizin ne kadar kalkınacağının da hesabını yapın. Bunun yanı sıra yapılacak istihdamın da hesabı başka, onbinlerce insan çalışacak her santralde. Üç tane santral demek nerdeyse 50 ile 100 bin insana istihdam sağlayacak. Tabi bunları düşünecek insan da lazım.

Yapılmasına karşı çıkan siyasi, ve iş adamlarının bu olaylardan, olan kayıplarını düşünün. Tabiî ki istemezler, aç olan halk, siz değilsiniz ki.


Halis Erdinç

Aylık 300 bin Nap kazanın


1.000 nap 1 lira 

Arkadaşlar napolyondan müthiş bir fırsat, aylık 300.000 napa kadar puan kazanma şansı veriyorlar tam bir yıl sürecek bir kampanya arkadaşlar.  Herkes o kadar kazanacak diye bir şey yok ama mailini ne kadar çok kontrol ettiğine bakıyorlar. Kampanyalar müthiş 50.000 nap bir kerede kazanma şansı olsan yarışmalar, daha çeşitli ödüller var arkadaşlar bu kampanya evinize aylın 1000lerce lira ek gelir sağlamanızı sağlayabilir. Bence üye olun herhangi bir ücret istemiyorlar. Sadece üye olun mailinize gelen anketleri yarışmaları bitirin naplar size kazanç olarak kazanın. 




Napolyon ödeme kanıtı


Vuslat 4.bölüm Cehennem Gibi Bir Hayat

Şiddetli bir nehrin akıntısına kapılmış gibi, zamanın akıntısına kapılıp sürüklenmeye başlamıştım. Zaman bozuk bir musluktan, akan su gibi durmak bilmeden, benden haftaları, ayları hatta yılları almaya başlamıştı. 16 yaşıma girmiştim. Günlerim ev işlerini yapara, dedem ve anneannemin öğrettiği, ev hanımlığı ile geçiyordu. İşim olmadığı zamanlar da, odama kapanıyor, düşüncelere dalıyor, kimi zaman ağlıyordum. Günler sanki müebbet yemiş bir suçlu gibi, esaret içinde geçiyor sanıyordum.  Annem dedemleri Antalya’ya davet etmişlerdi, dedemler olumlu karşıladılar. Bu benimde gideceğim anlamına gidiyordu. Biraz olsun içimde gizlenen karanlığın, ışıklarla yok olacağını düşünüyordum. Ayrıca denizi, çok sevmem ve ona olan tutkum farklıydı. Biraz olsun rahatlamıştım, azda olsa içimdeki sıkıntılar geçmişti sanırım.

Yolculuk günü gelip çatmıştı. İçimde heyecan, sevinç ve hüzün gibi duyguların, karıştığı bir durumdaydım. Annemi göreceğim diye içimdeki sevinç çok büyüktü. Nihayet yola çıkmıştık, bu yolculuk benim içimdeki çaresizliği alıp götürüyordu, yolda ilerleyişimiz içimdeki dertleri arkamda bırakıp, onlardan uzaklaştığımı düşünmeme yol açıyordu. Evde kapalı kalmam yüzünden bu yolculuk benim için özgürlük gibiydi. Antalya çok güzel bir şehirdi. Her yeri faklı güzelliklerle dolu bir cennet gibi gelmişti bana, annemle üvey babam bizi karşılamıştı.  Ben sadece annemin elini öpmekle yetinmiştim, üvey babam daha çok ilgileniyordu benimle. Annemin davranışları ve bakışlarını yıllar bile ısıtamamıştı sanki, aynı soğuk davranışlar ve bakışlara maruz kalmıştım.  Antalya da günler su gibi geçiyordu. Özgürlük ve deniz zamanın hızlandırmıştı sanki! Gündüzleri sadece denizle yetinmiyor, gezip dolaşıyorduk. Geceleri ise balkonda oturup sohbet ediyorlardı. Annemin bir dost adında bir köpeği vardı. Onu kucağından indirmiyor, öpüyor, oyunlar oynayıp banyo bile yaptırıyordu. İçimde ki kıskançlığı tahmin bile edemezsiniz. Geri döneceğimiz günün sabahında, balkana çıktım, köpeği görünce dost gel dedim. Tuttum sarıldım neden diye sordum. Annem neden seni öpüp kokluyor, seni bu kadar çok seviyor peki neden beni sevmiyor. bana hiç sarılmadı, hiç öpmedi demiştim. Neden bana da biraz ilgi göstermiyor diye ağlamaya başlamıştım, sesimi duymasınlar diye, yüzümü ellerimi kapatmıştım. Başımı çevirdiğimde annemin, balkon kapısında durduğunu fark ettim. Benim söylediklerimin hepsini duymuştu, ben belki sarılacak diye beklerken,

-          Annem git elini yüzünü yıka, sonrada sofrayı hazırla dedi. Sonra dostu kucağına alıp, öpüp koklamaya başladı.
Yine içimde bir burukluk ile banyoya doğru koştum. Elimi yüzümü yıkadım, sofrayı hazırladım,  kahvaltıdan sonra şehri son defa gezmek için, dışarı çıkmak için hazırlandık annem saçlarını tarıyordu, öyle güzel, ipek gibi saçları vardı.  Tarağa takılan saçlarını atmamı söyledi. Kıyamadım, atamadım toplayıp öpüp oklayıp, cebime koydum.  Önce denize gittik, sonra biraz şehri dolaşıp, akşamüzeri eve geldik. Son hazırlıkları tamamlayıp yola çıkmak için hazırlıklar bitince. Annem beni kenara çekti, artık 16 yaşındasın, evlenecek yaştasın, hayırlı bir kısmet çıkar yuvanı kurarsın dedi. Son nasihatlerini de verip anneanneme döndü. Anneannemi tembihliyordu, artık göze görünen genç kız gözünüz üzerinde olsun, dikkat edin akılı olsun diyerek tembihledi. Otogara vardık ve otobüse bindik. Artık dönüş yolundaydık, yine aynı cehennem hayatına doğru yola çıkmıştık. Aslında yine kaderin hakkımda çok büyük bir karar aldığından. Başıma açacağım en büyük hatalarımdan birine doğru yola çıkıyormuşum meğer…..


 13.06.2014         Mehmet Halis ERDiNÇ       Hikayenin asıl Adresi www.soylerim.com

Vuslat 3. bölüm Okumak Haram


Dedemin ve nenemin hayalime ulaşacağım yoldaki, başarılarımdan dolayı mutlu olduklarını hatta gururlandıklarını gördüğümde, daha çok sevinmiştim. Benim gibi onlarda, işlerin bu şekilde ilerlemesinden mutlu olup, çok sevinmişlerdi. Fakat annem hiç sevinmemişti, duyduğu günün sabahında, bitivermişti dedemlerde.  Onu görünce ne kadar sevinmiştim, öyle çok özlemiştim ki, sarılıp koklamak istiyordum. Ama annem öyle değildi, yüzüme bile bakmadı, direk konuya girmek istercesine, kız kısmı okumaz ne lisesi dedi. Bütün dünyam yıkılmıştı, ne diyebilirdim ki, zaten elimden geldikçe direttim, karşı geldim okuyacağım, hatta hemşire olacağım demiştim. Hayır dedi olmaz dedi ve anneannemle konuşmaya başladı, okumasın sana yardımcı olsun, sen yaşlandın anne dedi, bilmiyorum ne olduğunu ama birden nenem de hemen destekledi onu. Artık nenem de benim okumamı değil, ev işlerinde ona yardımcı olmamı istiyordu. Ne yapabilirim ki büyüklerim karşı çıkmaya başlamıştı. Tek umudum dedem di, onun beni destekleyeceğini, okula gidip hayalimi gerçekleştirmemi istediğini düşünüyordum.  Annem ben senin okulunla uğraşamam diye diretiyordu. Sanki yıllardır o beni okutuyor gibi, çıkışmaya başlamıştı. Korku artık yüreğimin her yerini kaplıyordu. Ya dedemde anneme hak verirde okuluma gidemezsem diye, bedenim titriyordu, kader yine başkalarına benim hakkımda karar verme yetkisini veriyordu.

Bir süre sonra annem tekrar geldi, dedemle konuşmaya gelmiş yine iki yabancı gibiydik, ne konuştuk nede bakıştık, ben yine yıkılmış bir halde ona bakıyordum. Dedemle konuşmaya başladılar. Kulak misafiri oldum. Annem dedeme, Vuslat evlenecek dedi. hali vakti yerinde biri var dedi, evlendirelim dizini kırıp, evinde otursun diye söylüyordu. Artık korku değil, tamamen yıkılmış, çaresizliğim her damarımdan beynime doğru akıyordu sanki. Henüz 14 yaşındaydım ne evliliği ben okuyacaktım.  Daha evliliğin bile ne olduğunu bilmezken, beni evlendirmeyi düşünüyorlardı. İstemiyordum ve olmaz dedim evlenmek istemiyorum evlenmem asla, annemin karşısına çıkmamı onlarda beklemiyorlardı, fakat bunu saygısızlık olarak algılayan, annem tarafından, şiddete maruz kaldım. Ne kadar direndiysem olmadı, kafasına koymuştu.

Annem – Yarın gelecekler ve sen razı olacaksın dedi.
Dedeme yalvardım,  benim gücüm yetmez dedi. O senin annen, belki de mutlu olacaksın diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı. O gece zindan olmuştu bana.  Ertesi sabah üvey babam gelip benimle konuşmak istediğini söyledi.

Üvey babam- bak seni bu işten kurtaracağım. Seninle bir anlaşma yapalım dedi ve devam etti. Bir şartım var ama. Sen görücüler gelince, çık normal şekilde ne gerekiyorsa yap, ben çocuğu tanıyorum, kendisi ile konuşacağım. Sonra seni beğenmediğini söyleyerek, istemeyecekler, annen buna bir çözüm bulamaz. Böylece kurtulmuş olacaksın dedi. Peki şartın ne dedim. Okumayacaksın dedi, iş bittikten sonra okumaya karar verir, anlaşmayı bozarsan, evlenmen için elimden geleni yaparım diyerek beni tehdit etmişti. Bende peki dedim, evlenmez isem bir umudum olabilir. Ama evlenirsem hiçbir umudum  kalmaz dedim kendime. Üvey babamın dediği gibi oldu, benimle anlaşamayacağını söyleyip, istemekten vazgeçtiler. Annem bu olaya, çok fazla sinirlenmiş hatta üvey babamla bir, birlerine bile girmişlerdi.  Olayın böyle bitmesine çok sevinmiştim ama içimde bir burukluk vardı. Annem geldiği gibi geri gitmişti. Biraz da olsa rahatlamıştım. Hemen dedemle konuşmaya gittim. Dede okumak istiyorum diye yalvardım, annem burada yok görmez ne olur okumama izin verim dedim. Olmaz ben yalan söyleyemem, otur evinde namusunu koru, baban yok, anan yok dünyanın bin bir türlü hali var diyerek çıkıştı.


Kabullenmiştim artık elimden hiçbir şey gelmez diye, durumu en yakın arkadaşımla paylaştım. O bana şikayet etmemi hatta, devletin bana sahip çıkacağını söyledi. Onlara da gereken cezayı verirler diye tembihledi. Olmaz dedim, dedemi, annemi nasıl şikayet ederim, ne kadar kötü olsa da annem sonuçta. Hem dedem büyüttü beni, o kadar emek harcadı, bazen benimle ağlayıp, bazen de güldü, bu yapacağım şey hainliktir dedim.  Sonra nasıl yüzlerine bakarım diye içinden geçirmiştim. Bu hayatımda yaptığım ilk hataydı. Başkalarının hayatım hakkında kararlar almasına izin vermiştim. Gerçi yapacak bir şey de yoktu çünkü onlar, benim büyüklerim ve ailemdi. Ama kader bununla yetinmeyip, benim için daha kötü planları vardı. Ben o planların ne olduğunu bilmiyordum. Korku dolu zamanlarla birlikte geçen günler içinde yeni bir haber beni tekrar yaralamıştı…..


12.06.2014           Mehmet Halis ERDiNÇ                         hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

vuslat 2. bölüm Okul Yıllarım

Aslında annemin yada üvey babamın, anlattıkları benim için, pek fazla bir önem taşımıyordu, henüz altı yaşında bir çocuktum, artık babamın olmayacağını bile anlayamamış, mahzun bir çocuk vardı karşılarında. O yaşımda anlayamadığım gibi, hala bir annenin evlatlarından vazgeçmesini anlayamadım. Neyse konumuza devam edelim. Artık annemi senede bir yada iki kez görebiliyordum.  Zaman benim için hem anaya, hem de babaya hasret geçiyordu. Annem beni ayda bir defa ararsa, arardı. Yani bir annenin evladına yapacağı, annelik bu mu?

Babamın adı artık dedemlerin evinde tabu olmuştu, kimse bahsedemez, hatta anamazdı. Benim ağzımdan baba kelimesi çıkınca, kızar ve tekrar bahsetmemem için tembihlerlerdi. 6 yaşıma kadar sadece babamı bir defa gördüm, hayal meyal hatırlayabiliyorum, belki de tam hatırlayamıyor, gençlik yıllarından kalma bir resmi ile hayaller kuruyordum. Geceleri ağlıyor, hep içimdekileri resmine anlatıyordum. Artık okul çağım gelmişti. Dedem beni okula yazdırdı. Hem okula yazılmam dedemin içini biraz olsun, rahatlatmıştı. Okulda edineceğim arkadaşlarım ve öğretmenlerimin, bana anne ve babamın yokluğunu biraz da olsa azaltacağını düşünüyordu. Okula dedemle gider ve geri dönerdik. İlk okul yıllarım biraz hüzün ve biraz sevinçle geçiyordu. Ben çocukluğun verdiği bir tasasızlıkla okula gidip geliyordum, ne annemi, nede babamı unutmadım elbette ama azda olsa, onların yokluğunu okulda çocuklar sormadıkça aklıma getirmemeye çalışıyordum. Okulda olduğumuz bir gün, bir arkadaşım rahatsızlandı, annesini aradılar, annesi geldi ve çocuğuna sarılıp onu teselli etmeye çalışıyordu. Ona bir tanem, canım kızım demesi, beni daha önce bilmediğim bir acıyla sarstı. Ben annemin yokluğunu o gün, tüm bedenimde hissettim. Arkadaşımı ne kadar kıskandığımı bile bilmiyordum. Herkes onların başında, izlerken anne ve kızını, ben sınıfa koşup, kıskançlığım verdiği hüznü gözyaşlarımla boşaltmaya başladım. Sınıfa gelen öğretmenim benim ağladığımı görünce sordu, ne oldu vuslat sana  diye. Tam anlatmak istediğim zaman arkadaşlarımda gelip ağladığımı gördüler.  Arkadaşlarımın meraklı bakışları ve soruları karşısında başımı kollarımın arasında, sıraya koydum. Belki utandım, belki de tıkanmıştım. Çektiğim zorluğu gören öğretmenim, kolumdan tutup, beni müdürün odasına götürdü. Müdürle beraber tatlı bir dille, bana ne olduğunu soruyorlardı. Dökülen gözyaşlarımla beraber dudaklarımdan döküldü, içimdeki isyan. Öğretmenim belki ölürsem, annemde gelip bana sarılır, belki de beni de ağlamamam ve rahat olmam için beni teselli ederdi. Herkesin kardeşi, annesi ve babası var, benim neden yok diye çıkmıştı cümleler dilimden. Bu söylediklerimden başka bir şey  söyleyemedim. Gözyaşlarım beni hızlı bir şekilde terk ediyor, durmak bilmiyorlardı. Öğretmenim, bak kızım hayat seni seviyor dedi. Eğer hayat seni sevmezseydi, ben arkadaşların, deden, olmazdık değil mi diye beni teselli etmeye çalıştı. Öğretmenimden duyduğum bu sözler ve sevgi beni birazda olsa teselli etmiş ve ağlamayı durdurmuştu.

İlk okul yıllarım, sorunlu geçti. Orta okul yıllarımda ise yalnızlığı seçmiş, kendime koyduğum hedefi yakalamak için, çok sıkı bir şekilde çalışıyordum. Ne kimseyle konuşuyor, nede oyunlarına katılıyordum. Bulduğum her fırsatta, derslerime çalışıyor ve hemşire olmak için elimden gelenin, fazlasını yapmaya çalışıyordum. Artık okuyup hemşire olmak benim hayatımın, tek anlamıydı. Kararlıydım olacaktım. Bu kararlılığım sayesinde. Ortaokulun bitiminde Anadolu lisesi sınavını kazanmıştım. Artık bir engelin kalmadığına, sıkı çalışmayla hedefime çok yakın olduğuma inanıyordum. Çok mutluyum artık, hemşirelik kesin diyordum. Tabi ki annemden o darbe gelinceye kadar…


11.06.2014    Mehmet Halis ERDiNÇ                         hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

VUSLAT BAŞLANGIÇ

Bir insan neden gelir bu dünyaya, belli bir hayatı yaşayıp, mutlu olmaya, güzel bir dünya kurmak için mi? Yoksa aileden ve dışarıdaki insanların, yönlendirdiği bir hayat için mi? Ben olması gerekeni değil, insanların kararını verdikleri, bir hayatı yaşadım. Kader bana değil, hep başkalarının hayatım hakkında karar almasına izin vermiş.

Bu hayatın kötü yaşanmasının, en büyük suçlusu annemdir. Babamın da suçu ne kadar büyük olsa da, annemin suçu daha çok. Babam ve annem birbirlerini çok sevmişler. Buluştuklarında, babam annemi bırakmamış. Uzun bir süre ortaya çıkmamışlar. Geri döndüklerinde, dedem yinede olmaz demiş ama anne annem, namus demiş ve diretmiş. Dedem ne kadar, işi yok, evi barkı yok,  dediyse de nenem evlilikte diretmiş.  Ben doğmuşum, ardımdan kız kardeşim ve daha sonrada, bir erkek kardeşim olarak, üç çocuk dünyaya getiren annem, ben hepsine bakamam diyerek, beni dedeme yani hayatımda en çok sevdiğim, kahrımı çeken adama göndermiş. Henüz altı yaşındayken, annemin bir başkasına kaçtığını öğrendim. Altı yaşında olmama rağmen, dedemin yüzündeki utancı görebiliyordum ve içimde hissedebiliyordum.


Annem başkasına kaçmıştı, giderken kardeşlerimi de almamış, çocukların ağlamalarına gelen komşular sayesinde, polisler gelip kardeşlerimi bir başına bulmuş. Annemin aslında asıl kaçma sebebini daha sonra öğrendik. Babam annemi satmaya kalkmış, açık bir şekilde anlatmak gerekirse, borçlandığı kişiye, borcu karım evde ödeyecek diyerek, adamı eve yollamış. Adam eve gelince annemi görmüş, annem kurtar beni demiş ve adam annemi alıp gitmişler. Bunu öğrenen amcam, babamı vurmaya gitmiş, fakat vurulan benim amcam olmuş ve babam hapse girmişti. Kardeşlerim de yurda verilmişti. Henüz altı yaşındaki bir çocuğa, cici babasının bunları anlattığını düşünün. Hiç mi utanmaz insan, hiç mi yüzü kızarmaz ama kızarmamıştı.

10.06.2014 Mehmet Halis ERDiNÇ                             hikayemizin asıl adresi www.soylerim.com

Kutsalımıza, Bayrağımıza dokunmayın

Bir insan yaşadığı toprağın, vatanın, bayrağına nasıl el uzatır. Nasıl onu dalgalandığı yerden indirmeye çalışır. Bilmezmi bu vatanın evlatları o bayrak direğini ………….. şeref yok insanlık yok, o adama diyecek hiçbir şey yok, orda onu izleyen asker ve komutanında aslında bedelini ödemesi gerekir. Sen bizim ülkemizi korumak için oradayken, vatanın kutsal varlığına dokunanı izlersen, bedelini ödersin. 

Link Paylaşımı


Biliyorsunuz arkadaşlar link kısaltarak para kazanma yöntemleri mevcut, tabi bu sitelerde linklerinizi kısaltıp çeşitli yerlerde paylaşarak, ve paylaşımlarınızın her tıklanması ile para kazanyorsunuz. Ama bu linkleri paylaşacak yer çok önemli, sizlerde bu sistemden para kazanmak isterseniz öncelikle paylaşım yapacağınız sistemi oluşturmalısınız. Lik paylaşımı facebookta spam olarak gösteriliyor kısaltılmış linki paylaşmaya çalıştığınızda, hemen güvenlik kodu istiyor. Güvenlik kodunu girdikten sonra paylaşıyorsunuz fakat, birkaç paylaşım sonunda uyarı ve ceza alabiliyorsunuz. Bir gurup kurdum link paylaşımı yaparak para kazanmak için, fakat paylaşımlar profillerimizin kapanmasına sebep olabilirler, bu yüzden sadece bu iş için bir blog kurdum ve blogun, içinte benim bir tane linkimi paylaştım, ve bizimle çalışmak para kazanmak için linkleri paylaşmak için yorum bölümünü kullananlar benim linkime tıklarlar sa bende onların linklerine tıklarım herkes bir birinin linkine tıklarsa, kazanç için sabit bir kazanç kapısı açılır.



Blog adresi           http://linkpaylasimlari.blogspot.com/

www.soylerim.com



internetten para kazanma yolları ile bilgilerimizi artık www.soylerim.com adresinde sizlerle paylaşıyoruz arkadaşları.

Adana'nın Issız Sokakları!!


Uyku seni hiç terk etti mi?
Dönüp dururken yatağında,
Sabahlara kadar tırnaklarınla,
Parçaladın mı Yastığı yorganı?
Gözlerini diktin mi tavana?
Gelecektir diye düşünerek,
Hayaller kurup bekledin mi?
Ya gelmeyince, seni aramayınca,
Ölesiye, gözlerini kör edercesine,
Ağladın mı?
Sen hiç geçenin zifiri karanlığında,
Odanın soğuk duvarlarına,
Yaslanıp şiirler okudun mu?
Sonra karanlığa çekilip,
Yalnızlığın kollarında uyudun mu?
Peki hiç aklına geldi mi?
Ona ait ne varsa, yaşanan güzel günleri,
Sen hiç gördün mü?
Yüreğinde ki misafirin. Hayalini,
Sadece gözlerini,
Seni seviyorum diyişini,
Her an kulaklarında duyuyormuş gibi
Hissedebildin mi?
Sen hiç eridin mi, terler gibi,
Tane, tane yaşlar döküldü mü
Vücudundan?
Hiç teselli aradın mı, hem gecenin koynunda
Hem de gündüzün kalabalığın da
Çaresizce! dolaştın mı?
Adana’nın ıssız sokaklarını,
Tenha parklarını!
Bütün şehir uykudayken,
Deli divane gibi, düştün mü?
Yollara!

Sen atılmak nedir bilir misin?
Yaşlı bir köpek, eski bir gömlek,
Kirli bir mendil gibi, hissettin mi?
terk edilmeyi, atılmayı!!!
Sen hiç takatsiz kaldın mı?
Elin, ayağın titredi mi,
Sevginin peşinde koşarken!
Sen hiç binlerce insanın için de,
Yalnız kaldın mı?
Bilir misin ki unutulmanın,
Sırtına hançer gibi saplandığını!
Hiç gururunu bir kenarda bırakıp,
Sevdiğinin ayak bastığı yeri öptün mü?
Sen çaresizliği de bilmezsin,
Hiç yoklukta görmedin,
Sen gidenin arkadasın dan,
Gözyaşı da dökmedin değil mi?
Senin gittiğin günden beri böyleyim,
Belki deli, belki de divaneyim,
Seni ölesiye sevdim diye
Her gece Haykırdım Adana Sokaklarında İsmini!
Sakın Ayıplama sevgimi!
Bırakmak geliyor dipsiz uçurumlara kendimi,
Başarısız bir asker gibi!
Bu kadar sitem ettim diye darılma,
Sakın, sakın unutma,
Her insan Sevdiği Kadar Acı çeker!


01:45   01.06.2014    Mehmet Halis ERDİNÇ

SERMAYESİZ İŞ FIRSATI TAMAMEN ÜCRETSİZ


Arkadaşlar güvenebileceğiniz bir firma ile satış ortaklığı yapmak istermisiniz.
Çok Kaliteli Ürünler İle Kolay satışlar Yapılır.
Ev hanımları, öğrenciler, emekliler, part time ful time çalışanlar
Kaliteli ürünler ile kolay satış yapıyorlar.
Diledikleri kadar ek gelir ve ekstra kazanç sağlıyorlar.
Müthiş bir ek gelir fırsatı ücretsiz üyelik, kesinlikle para yatırmak zorunda değilsiniz.  Sermayesiz mükemmel bir iş fırsatı. Tamamen ücretsiz üyelik.


Sol Yanımda Yaşıyorsun!

HalisErdinç


Beğendiyseniz Paylaşırmısınız!!!

ÜCRETSİZ SATIŞ ORTAKLIĞI

Biliyorsunuz internette satış ortaklığı, yapmak isteyen arkadaşlarımız devamlı paralar ödeyip, o ürünü satabilmeyi, umarak reklamlar yapmak için saatlerce uğraşıyorlar, bu uğraşların sonunda kimisi para kazanırken, kimisi hiçbir şey kazanamıyor.


Peki nasıl başlamalıyız, öncelikle kendimize satabileceğimiz ürünleri olan bir firma ile başlamalıyız. Forivia çok güzel bir firma, kendi çalışma ekiplerinizi kurabilirsiniz. İçerisinde bir çok ev ihtiyaçları bulunan ürünlerden satışlar yapabilirsiniz. Ürün siparişleriniz sizlere gelir ve istediğiniz yere verebilirsiniz. Kapıda ödeme, banka hesaba para yatırma gibi seçeneklerle kolay ve güvenli alışverişler yapabilirsiniz. Üstelik her satıştan alacağınız komisyon ile evinizi rahatça geçindirebilirsiniz. Bu işi yapabilirim diyorsanız işte size mükemmel bir seçenek, üstelik ücretsiz üyeliklerle, her hangi bir riskiniz yok.

E-Mail okuyarak para kazanma

Arkadaşlar mail okuyarak para kazanın daha öncede sizlerle paylaştığım mail okuyarak para kazanma şirketine bir tane daha ekleyin her gün sizlere mail yolluyor, üstelik referanslarınıza da 1 dolar hediye ediyor. Daha çok referans ile daha çok ödeme alabilirsiniz. Sizlerde para kazanmak istiyorsanız. İşte sizlere bir kapı daha mail okuyun para kazanın.

Birinci sitemiz sizlere günlük 1 ile 5 arasında mail yolluyor bu mailler sizlere 1 ile 20 cent arasında bir kazanç sağlayabiliyor.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu siteyi Özellikle Tavsiye ediyorum arkadaşlar.

ikinci siteniz benim özellikle tavsiye ettiğim site sizlere günlük 50 adete kadar mail atıyor en az 10 mail yolluyor. tabi ilk başladığınızda bu kadar olmazsa bile, belli bir zamandan sonra sizlere günlük en az 10 adet mail atıyor. üstüne ne kadar attığı belli olmuyor ama günlük 50 adeti bulduğu zamanlar çok. ben biraz farklı bir sistem kurdum mail okuma işleri için, her sabah saat 10 da siteye giriyorum. siteye girdiğimde listelenmiş bir halde dünkü mailleri tek tek okuyorum bana yaklaşık yarım saate mal oluyor ama güzel bir şekilde hepsini okumuş oluyorum sizler isterseniz. maili her kontrol ettiğinizde de okuya bilirsiniz. saygılar ve bol kazançlar arkadaşlar.

üye olmak için tıkladığınızda sizlere mail ekleyin diye bir kutucuk çıkacak karşınıza. özellikle gmail kullanırsanız, mail daha çok geliyor ve kazancınız artıyor. mail adresinizi ekliyor ve kontrol için altındaki butona tıklıyorsunuz. ardından sizlere bir mail gelecek gelen mailde ki linke tıklayarak adımları takip edip üye oluyorsunuz. ardından mailler gelmeye başlıyor.

ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

200euromails.net

Yeni Sitelerin Seo İle Hit Patlaması

Yeni web sitelerinde seo başlangıcı ve bu seo çalışmalarının şiddeti en kritik konulardan bir tanesidir. Öncelikle hangi sektörden olursa olsun, mutlaka düzenli güncel içerik eklenmesi son derece önemlidir. Bunların yanında siteye ait sosyal medya hesaplarının olması ve bu hesaplarda yeni içeriklerin paylaşılması da başlangıç için yapılmalıdır. Ancak indexi ve takipçisi dahi olmayan bu hesapların seo anlamında çok da fayda sağlayacağı söylenemez. Bu sebeple sosyal medya reklamları ile takipçilerinizi az da olsa arttırmanızda fayda var. En azından bu paylaşımlarda ziyaretçi artışı ve hızlı indexlenme imkanı sağlayacaktır. Bu da ziyaretçilerinizin içeriklerinizle eş zamanlı artışı için oldukça etkili bir yöntem olacaktır.
İçerik ve sosyal medya dışında genel backlink çalışmaları için başlangıçta 2 yol izleyebilirsiniz.
1.                         Sektörünüzle alakalı ikinci bir site kurarak bunu paravan site amacıyla kullanıp ana sitenizi desteklemek; Eğer bu işlemi yapacaksanız yedek sitede yine güncel içerik sağlayıp, çeşitli backlink paketleriyle bu siteyi orta düzeyde geliştirmeniz yeterli olacaktır.
2.                         Sektörünüzle doğrudan alakalı, yoksa yakın alakalı o da yoksa alakasız ancak özgün bloglardan tanıtım yazıları satın alarak, kaliteli ve doğal backlinkler elde edebilirsiniz.
Bu iki adımdan herhangi birini uygulayabileceğiniz gibi daha etkili olması için ikisini aynı anda da uygulayabilirsiniz. Temel düzeyde çalışmalar olduğundan bir sorun teşkil etmeyecektir. Ancak rekabetin yüksek olduğu sıralara geldikçe çok komplike çalışmaları yürütmeniz gerekir. Bunlar için birkaç ipucu vermek gerekirse;
·                            Sektördeki rakiplerin toplam backlinklerini veya zamana göre alınmış güncel backlinklerini ahrefs.com üzerinden takip edip aynı veya benzer nitelikte backlinkler elde etmek,
·                            Sözlük sitelerinde sektörünüzle ilgili paylaşımlara yapılacak yorumlar vasıtasıyla backlink elde etmek,
·                            Haber siteleri gibi yüksek prestijli sitelerden tanıtım yazıları satın almak,
·                            İndex sayısı yüksek forum gibi sitelerden link satın almak (dikkatli davranılmalıdır, risklidir)
·                            Yarışma düzenleyerek, paylaşıma teşvik etmek,
·                            Diğer nitelikli backlink çalışmalarını yürütmek,
·                            Bir uzmandan destek almak.
Bir önceki yazımız olan Uzmana Sorun 24 Saatte Cevap Alın ! başlıklı makalemizde seo, seo soru cevap ve uzmana sorun hakkında bilgiler verilmektedir.


Seo Nasıl Yapılır

Seo ingilice olarak yazılınca Search Engine Optimization yani arama motor optimizasyonu kelemesnin baş harflerinden oluşan bir terimdir. Bu sizlerin web sitesinin arama motorlarında en üstlerde çıkmasını sağlayan yapılan çalışmadır.
SEO’nun temel amacı açılımı itibariyle arama motoru optimizasyonu yani arama motorlarında üst sıralarda listelenmektedir. Bu amaç da, sitelerde yer alan bilgi, hizmet veya satışların daha fazla ilgili kitleye ulaştırılmasını sağlamaktır.
Seo, sitelerin doğal yollarla ulaşamayacakları web popülerliğine, doğal görünen yöntemler kullanarak ulaşma sanatıdır. Bu web popülerliği beraberinde Google sıralama artışını da getirmektedir.


Seo Nasıl Yapılır ? – Popülarite

Seo bir nevi doğal bir popülarite sağlama sanatıdır. Bu popülariteyi en doğal yollarla sağlayan uzmanlar ise en iyi seo uzmanları sayılırlar.
Popülarite kelimesini web dünyası için meşhur olmak kelimesiyle ifade edebiliriz. Google da üst sıralarda listelenmek en iyi reklam türüdür. Ancak üst sıralarda listelenmek aslında reklam yapmakla mümkün olmaktadır. Kısaca sitenizi popüler hale getirmek için yaptığınız tüm tanıtım ve reklamların sonucu olarak siteniz üst sıralara yükselmektedir.
Google bir sitenin popüler olmaya başladığını, ziyaretçi sayısının düzenli artışından ve site hakkında yapılan link ve bilgilendirme paylaşımlarından anlamaktadır. Bu paylaşımların kanalları ve sayısı arttıkça popülarite daha doğal ve sağlam bir yapıya kavuşmaktadır.
Bir sitenin popülaritesi açıldığı andan itibaren dikkate alınarak gelişimi değerlendirilir ve arama motoru sonuçlarına doğrudan yansıtılır.

Seo Nasıl Yapılır ? – Doğallık

Doğallık seo çalışmalarındaki anahtar kelimedir. Google yükseltme mantığı doğal bir popülarite esasına dayanmaktadır. Bu doğal popülarite anlayışı içerisinde yapay durumlar fark edilir ve dikkate alınmazlar. Bu yapay çalışmaların sayıca fazla olması dikkate alınmamasının yanı sıra olumsuz olarak dikkate alınır ve sıralamaya bu olumsu etki yansıtılır.
Doğal popülarite anlayışı içerisinde, yapılan paylaşım ve tüm seo çalışmaları site sahibinin bilgisi dışında yapılan çalışmalar olarak görülmelidir. Bu sayede kullanıcıların siteyi faydalı bularak çeşitli paylaşımlarda bulunduğu izlenimi doğmaktadır.
Sitedeki bir makalenin forumlarda, sosyal medyalarda, imleme sitelerinde gibi seoya katkı sağlayan ortamlarda paylaşılması kullanıcı eliyle yapılıyormuş izlenimi taşımalı ve sitelerin kullanıcıya gerçekten hizmet eden faydalı siteler olduğu olgusu oluşturulmalıdır.
Doğallık algısının temelini oluşturan en önemli özellik çeşitliliktir. Tek elden yürütülen çalışmaların doğal görünmemesinin sebebi budur. Bu sebeple yapılan çalışmaların yapısı, zamanı, uygulama biçimi ve sayısı gibi kriterlerin çeşitlilik arz etmesi sitenin doğal ve kalıcı yükselmesini sağlamaktadır.
Bir önceki yazımız olan Hedef kelime belirleme başlıklı makalemizde google anahtar kelime belirleyici, google anahtar kelime bulmak aracı ve google yapılan aramalar hakkında bilgiler verilmektedir.


Seo Sitenizin Hitini Yükseltmeye Yarayan Bir Sistemdir.

Seo ingilice olarak yazılınca Search Engine Optimization yani arama motor optimizasyonu kelemesnin baş harflerinden oluşan bir terimdir. Bu sizlerin web sitesinin arama motorlarında en üstlerde çıkmasını sağlayan yapılan çalışmadır.
SEO’nun temel amacı açılımı itibariyle arama motoru optimizasyonu yani arama motorlarında üst sıralarda listelenmektedir. Bu amaç da, sitelerde yer alan bilgi, hizmet veya satışların daha fazla ilgili kitleye ulaştırılmasını sağlamaktır.

Seo, sitelerin doğal yollarla ulaşamayacakları web popülerliğine, doğal görünen yöntemler kullanarak ulaşma sanatıdır. Bu web popülerliği beraberinde Google sıralama artışını da getirmektedir.


Web Sitesi Kurmak İstiyorum!

Güzel bir internet sitesi kurmak, nerdeyse 1000 tl den başlayan fiyatlarla olduğunu biliyorsunuz. Peki çok daha kolay bir şekilde web sitenizi kendiniz kurabilirsiniz. Üstelik istediğiniz şekilde, hem internet sitenizi kurabiliyorsunuz, hemde bundan paralar kazanabilirsiniz. İnternet sitesi kurmayı tam öğrendiğinizde bir çok firmanın, web sitesini kurarak para kazanabilirsiniz. Birazcık pazarlama dili ile istediğiniz insana web sitesi yapmak çok kolaydır. Sizde bu işten binlerce lira kazanabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey öğrenmek.

Peki web sitesi kurmayı, hızlı bir şekilde öğrenip, sizlerde para kazanmak istermisiniz. Eğer böyle bir düşünceniz var ise işte sizlere fırsat.





Web Sitesi Kurma Rehberi Dijital Eğitim Kitabı

İnternet Kullanıcılarının 50 milyonu aştığını Biliyormusunuz

Türkiye’de İnternet Kullanıcılarının Sayısının nerdeyse 50 milyonu aştığını biliyormusunuz. Bu sayının insanlar için yeni iş kapıları açtığını biliyorsunuz değimli. Bu yolların bir çoğu gerçek ve gerçekten kazanç sağlayabilirsiniz. İnternet kullanıcıları olarak nerdeyse avrupayı yakaladık 2012 ile 2013 yıllarında nerdeyse aynı olduğumuzu artık köylerimizde bile internet kullanıldığını biliyormusunuz.

50 MİLYON İNTERNET KULLANICISI VAR
BTK Başkanı, internet kullanımı üzerine de çarpıcı istatistikler paylaştı. Dr. Acarer, Türkiye'nin Avrupa'nın zirvesine yerleştiğine işaret etti, şöyle konuştu, "Avrupa'da toplumun yüzde 65'i internet kullanıyor. Bizde de 50 milyon kullanıcıyla oran yüzde 65. Ancak sayı giderek artıyor. 2012'de yüzde 70'lik oranla Avrupa'yı geride bırakacağız. İnternet, kırsal kesimde bile hayatımızın ayrılmaz parçası haline geldi. Köylüler, veri aktarma ve alma hızı yüksek geniş bantlı internet hizmeti talep ediyor. Bu durum gelinen noktayı anlatıyor." BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer, internet kullanımının hızla artmasını ekonomideki büyümeye, hizmet sağlayıcılar arasındaki rekabete ve genç nüfusa bağladıklarını da dile getirdi.

Bu fırsatı göz önünde bulundurun bizden söylemesi

E-ticaret Sektörü Çok Büyüyor.

İnternette satış yaparak Yani E-ticaret sektörünün cirosu, geçen yılına aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 4 milyar 843 milyon 500 bin Türk Lirasına ulaştı. Bankalar arası kart merkezi (BKM) açıklamarında 2011 in ilk üç ayında sadece dakikada 217 adet kart işlemi yapılıyordu.


E-ticaret cirosu, ilk çeyrekte geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak, 4 milyar 843 milyon 500 bin liraya ulaştı.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2011 yılı ilk 3 aylık e-ticaret kullanım verilerini açıkladı.


BKM 2011 e-ticaret verilerine göre, Mart ayı sonu itibariyle yerli ve yabancı kredi kartları ile farklı elektronik ticaret sitelerinden yapılan harcamaların işlem adedi geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 40 artarak 28 milyon 96 bin 690 adedi buldu.


Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artan e-ticaret cirosu ise 4 milyar 843 milyon 500 bin liraya ulaştı.


BKM verilerine göre e-ticaret sitelerinden 2011'in ilk üç ayı boyunca dakikada ortalama 217 adet işlem yapıldı.


Harcama cirosundaki artışın işlem adedinin üzerinde oluşu, bu yıl e-ticaret harcamalarında daha pahalı ürünler seçildiğini ortaya koyarken, 2011 yılı ilk üç aylık e-ticaret verilerine bakıldığında yapılan harcama başına düşen tutar ise 172 lira olarak gerçekleşti.


BKM verilerine göre, 2011 yılı ilk 3 ayında kredi kartları ile e-ticaret sitelerinden yapılan harcamalara bakıldığında ise hizmet sektörünün başı çektiği gözlendi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 96 artan hizmet sektörü cirosu 790 milyon liraya ulaştı. İşlem adedinde ise yüzde 63 artış gerçekleşti. Spor salonu, restoran gibi e-ticaret harcamalarını yaptığımız hizmet sektörü harcamaları ilk sırada geldi.


Havayolları yine e-ticaretin en çok yapıldığı sektörler arasında yer aldı. 2011 yılının ilk üç ayında e-ticaret üzerinden kredi kartlarıyla yapılan havayolu harcamaları, işlem başına ortalama 247 lira olarak kaydedildi.


Açıklamada, şunlar kaydedildi:


“2011 yılının ilk üç aylık döneminde kredi kartlarımız ile en çok yaptığımız e-ticaret harcamalarından biri de elektronik eşya ve bilgisayarlar oldu. Cep telefonundan, diz üstü bilgisayarlara, DVD oynatıcıdan, oyun konsollarına kadar farklı elektronik cihazlara yaptığımız harcamalara bakıldığında ise işlem başına yaptığımız harcamanın 190 lira olduğu gözlendi. Erkekler en çok elektronik eşya ve oto aksesuarları, kadınlar ise kozmetik ve tekstil ürünlerini tercih etti. Bilgisayar donanımı, bilgisayar, cep telefonu, elektronik eşya, 2.el ürünler, spor ekipmanları, ve oto aksesuarları erkekler tarafından, kozmetik ürünleri ve tekstil ise kadınlar tarafından en çok tercih edilen ürünler oldu.”


SERTAÇ ÖZİNAL


Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Sertaç Özinal, konuyla ilgili açıklamasında, Türkiye'nin, dünyada en fazla internet kullanıcısına sahip ilk 15 ülke arasında yer aldığını belirterek, internet üzerinden alışveriş yapmanın, kişilere en iyi ürünü en iyi fiyata satın alma imkanı sağladığını da kaydetti.


Özinal, “Müşterilerin güvenlik konusunda bilinçlendirilmesi ve kart sahipleri için düzenlenen kampanyalar e-ticaret hacminin artışında olumlu etki yaratmaktadır. Ayrıca internet erişimine sahip olan kullanıcı sayısındaki artış, yeni firmaların e-ticaret yatırımı yapması, mevcut firmaların altyapılarındaki iyileştirmeler, tanıtım faaliyetlerindeki artış, internet alışverişindeki fiyat ve kolaylık avantajı e-ticaret hacminin gelecek dönemde daha da artmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Sosyal Medya Paylaşımlarına Dikkat Dikkat Edilmesi Gerekenler



Network marketing, satış ortaklığı, veya satış ortaklığı işleri için kullanılan sosyal medya da reklam yapkmak, aslında en riskli ve en güvenilir yollardan biridir.  Sosyal medya da paylaşım yaparken dikkatli olmalısınız. Çok sık paylaşımlar yaparak insanları bıktıra bilirsiniz. Satış ortaklığında satış yapmak istediğiniz ürünü sadece günde maksimum 2 defa yapmak en güzelidir. Sizi takip eden insanların güvenini kaybederseniz başarısız oldunuz demektir. Tabiî ki bir de takipçilerinizin faydasına olacak ürünler paylaşırsanız. İnanın beklentinizden daha güzel kazançlar elde edebilirsiniz.

Satış ortaklığında en önemli mevzu : Tavsiye etmek ve güvenmek

BAŞARILI İNSANLARIN KULLANDIKLARI YÖNTEMLER



Biz insanlar içinde iki çeşit ses vardır. Bunlardan biri bizlere, daha sıkı çalışmamızı, ailemizin rahatı için, daha fazla zaman harcamamızı, gerekirse farklı işler yapmamızı söylerken. Diğer ses ise, çok çalıştık, artık dinlenme zamanı, televizyonu açalım, ne programlar var hangi diziler oynuyor gibi şeyler söyler.  Bizden başka insanlar nasıl başarılı olur, neden başarı öyküleri vardır bu konular detaylı açıklayalım…


1. Bahaneniz Olmasın

Hepimizin içinde iki farklı ses vardır. Bu seslerden bir tanesi bize sıkı çalışmamızı ve işlerimizi bitirmemizi söyler. Bize sürekli işlerimize odaklanmamız gerektiğini ve bitirdikten sonra hemen diğer işimize odaklanmamızı ve bitirmemizi söyler. İkinci ses ise; biraz dinlenmemiz gerektiğini, televizyonda hangi dizi veya program var, dışarıya çıkıp gezmemizi yada internette saatlerce dizi, facebook gibi sosyal ağlarda boşa vakit harcamamızı söyler. Bazı zamanlar adaletsizlik yüzünden sitem ederiz. Neden hak ettiğimiz yerlere ulaşamıyoruz diye. Kim olduğunuzun hiç bir önemi yok. Bazı zamanlar adil olmayan durumlarla karşılaşabiliriz ve hayata isyan edebiliriz. Bu gibi durumlarda kendimize kızabilir ve üzebiliriz, ikinci seçenek ise bu sıkıntıları görmezlikten gelerek yola devam edebiliriz hatta bu sıkıntıları bir motive sebebi olarak kullanabiliriz. Nelson Mandela (Güney Afrika devlet başkanı) 27 yıl hapiste kaldığı zaman itiraz edebilir ve durumuna isyan ederek kendini karamsarlığa itebilirdi fakat mahküm olduğu zamanlarını öğrenmek, ilerlemek, ruhsal büyüme ve kendi ırkının özgürlüğü için kullandı. Bahanelerinizi dinleyin ve neden bu bahanelerinizin olduğunu anlamaya çalışın ve en son onları ilerlemek ve başarılı olmak için nasıl bir basamak olarak kullanabileceğinizi düşünün.

2. Sadece Kendiniz İçin Değil

Hayatta istediğiniz şeyler (Hedefleriniz) sizi motive eder ama onlar tek başına sizi yeterince motive edemezler. Gerçek başarı sadece sizin hayatınızı değil başkalarının da hayatını etkilediğiniz zaman elde edilir. Eğer işinizi bitirmekte zorlanıyorsanız ve yetenekleriniz de daha fazlaysa, emek ve ayırdığınız zamanı arttırın ve bu şekilde projeyi bitirin. Gerçek hedefimiz para kazanmaksa, ona ulaşmak için bütün emeğinizi verin. Başarılı insanlar sadece para kazanarak tatmin olmuyorlar. Onların yöntemi başka kişileri de bu başarıya ortak etmeleridir.

3. Sabah Erken Uyanmak ve Gece Geç Uyumak

Gerçek başarı elde eden insanlar hedeflerine ulaşmak için sıkı çalışmışlar. Onlar aile, sosyal hayatları ve buna benzer şeyleri ikinci plana atarak hayatlarını ertelemiş ve her zaman hedeflerini ilk sıraya almışlardır. Başarıya ulaşmak için tek bir yol var: Sıkı çalışmak! Abraham Lincoln’ ün bir sözü vardır: Belki bekleyen insanlar bir şeylere ulaşabilirler… Ama aslında çalışkan insanların bıraktığı şeylere ulaşırlar. Başarılı olmak istiyorsanız çok sıkı çalışmalısınız ancak bu şekilde diğer insanlardan önde olabilirsiniz. 

4. En Büyük Olgu

Enerji dünyadaki en büyük olgudur fakat bilim adamları genelde bunun hakkında konuşmazlar. Tabi ki petrol ve elektrik gibi enerjiler herkes tarafından bilinir, benim kastettiğim insanların içindeki enerjidir. Gerçek şudur ki enerjimiz her ne kadar daha fazlaysa, hedeflerimize de daha rahat odaklanabiliriz ve çalışma kalitemiz de o derecede artar. Richard Branson’ ın başarılı olma sebeplerinden birisi fiziğini en iyi şekilde korumasıdır. İyi bir fiziğe sahip olduğumuz zaman beynimize daha fazla kan gitmesi sağlanır ve bu şekilde insanlar hedeflerine daha fazla odaklanırlar ve daha iyi karar verebilirler. Spor yapmayı günlük hayatınızın bir parçası yapın ve bu şekilde başarılı olma oranınızı arttırın.

5. İnançlar ve Prensipler

Winston Churchil kendisine has belirli prensipler belirlemiş. Bizimle onun arasındaki fark, o her zaman  ve her durumda belirlediği prensiplerine bağlı kalmasıdır. Hiç bir zaman kendi prensiplerinden taviz vermezmiş. Sizin prensipleriniz ve sınırlarınız nedir? Hepimizin belli prensipleri vardır. Onları bulmaya çalışın ve onlara göre hayatınızı ilerletin. Örneğin Apple şirketin inandığı şey, Teknoloji dünyasında büyük bir değişim yaratmaktı ve bu prensibi ürettiği her üründe uygulamaktadır. Kendi prensiplerinizi ve sınırlarınızı belirleyin ve farklı durumlarla karşılaşırsanız onları değiştirmeyin.

6. Şüphe

Hepimizin hayatında şüphelendiğimiz zamanlar olmuştur. Hatta en profesyonel ve mesleklerinde iyi olan insanlar da kendilerine bu soruyu sorarlar: Acaba doğru yolda mıyım? Başarılı insanlar ve hedeflerine hiç bir zaman ulaşamayan insanların arasındaki fark, başarılı insanların hiç bir zaman yaptığı işe şüphelenmedikleri ve yaptığı işin tamamen doğru olduğuna inananlardır. Şüphelenecek bir duruma düştükleri zaman anında bu şüpheyi ezerler. Halbuki normal insanlar bu şüphelerin hayatlarına girmesine izin verirler ve sonunda teslim olurlar. Hepimiz insanız ve yaptığımız işe  şüphe duymamız normaldir. Ama başarılı olmak için bu şüphenin bütün beyninizi doldurmasına izin vermeyin ve onları iyimser düşüncelerinizi arttırmak için kullanın. 

7. Bir Sebebiniz Olsun

Bazı insanlar sırf başkalarına bir şeyi ispatlamak için dünyada yapılması imkansız denilen şeyleri buldular ve yaptılar. Bu zor keşiflerin peşinden gitme sebepleri ise Karakterlerini büyütmek ve hayatta büyük bir değişim ortaya atmaktı. Kaybeden insanlar hiç bir zaman bu sebeplerden dolayı bir şeyin peşine düşmezler. Bir sebep bulun. O zaman başkaları uykuda olduğu zaman sizin çalışmak için bir sebebiniz olur.

8. Başkaları Pes Ettiği Halde Onlar Pes Etmezler

Sizce hayallerine odaklanan biri ne zaman onlara ulaşacağını nereden anlar? Aslında o kişi ne zaman hayallerine ulaşacağını bilemez! Belki yarın belki on yıl sonra hayaline kavuşacaktır. Tarihe geçen başarılı insanlar ve başarısız insanların arasındaki farksa, başarılı insanlar hiç bir zaman pes etmemişlerdir. Başarılı insanların karakterinde hayallerinden vazgeçmek ve onlara ulaşmak için çalışmamak diye bir şey yoktur. Ayrıca onlar hedeflerine ulaştığı zaman yeni bir hedef belirlerler. Hiç kimsenin ne zaman başarılı olacağına dair bir fikri olamaz. Dolayısıyla pes ederek ortamı başarısız insanlara  bırakmayın.

9. Başarılı İnsanlar Her Zaman Yeteneklerini Arttırma Peşindelerdir

Tony Juain ve Mike Tayson sürekli öğrenme peşindeydiler. Saatlerce antrenman yaparlardı. Juain kendi branşında başarılı olmak için gereken bütün becerileri öğrendi. Tayson becerisiz bir kişiydi. Boksör ve savaşçı olmaktan daha ziyade iyi bir öğrenciydi. Tayson kadar boksu iyi öğrenmiş bir kişi yoktur. Tarihte herkesten daha fazla boks filmleri izleyerek öğrenmiştir. Bu iki büyük sporcu spor filmleri izleyerek yeteneklerini arttırdılar. Peki biz nasıl yeteneklerimizi arttırabiliriz? Bunun için kendi branşınızda çok fazla kitap okumanız gerekir. Örneğin mesleğiniz satışsa satış hakkında makale okumanız gerekmektedir. Sırf hedeflere odaklanarak çalışmak yeterli değildir. Başarı yolunda yeteneklerinizi arttırmalısınız. Okumak başarı insanlardan ilham almamıza yardımcı olur ve doğru yolda devam etmemize sağlar.

10. Risk Almak

Risk almadan başarılı olamazsınız. Bu herkesin kullandığı standart bir cümledir ama gerçek ve doğrudur! Bir çok başarılı insan hayatlarında başarılı olmak için riske girmişlerdir. Brankes Tylor şöyle diyor: Hayatta en büyük trajedi yetenekleri boşa heba etmektir. Belki hayaliniz başka insanların sağlıklı yaşamasıdır, belki zengin olmak. Hayaliniz her neyse onları gerçekleştirmek için elinizden geleni yapın. Eğer emeğinizin sonucunu görmek istiyorsanız riske girin. Hayallerinizi netleştirin çünkü bu risk onlara ulaşmak için değer.


YİNE SİZLERE BİR EK GELİR FIRSATI DAHA

Arkadaşlar isterseniz ucuz ürünlerinden faydalanıp, çevrenizde veya sosyal medyada satış yapabileceğiniz. Çok güzel ürünlerle satış ortaklığı yapabilirsiniz, kolyeler, yüzükler, mutfak malzemeleri, bayan ve erkek çantaları, ayakkabılar, vs. bir çok ürün barındıran firmada sizlerde, güzel kazançlar sağlayabilirsiniz.


Tek yapmanız gereken üye olmak. Ücretsiz üyelikle kaydolup nasıl satış yapacağınıza karar vermek başka bir şeye gerek yok. Çevrenize satış yapacaksanız katalog isteyebilir, internetten satış yapacaksanız kendinize güzel bir blog açarak yapabilirsiniz.


ÖZÜM BİR SÖZÜM BİR BEN TÜRKÜM


Herşey 1960 yılında başladı o zamanlar baş reis (başbakan) Adnan Menderes Türkiye'nin başındaydı. o zamanın gazete manşetlerinde akla gelmez yalanlar dizildi. Baş reis Adnan Menderes ve ailesi Hakkında binlerce yalan haberler atıldı. Manşetin birinde Baş reisin Oğlu milyarlarca lira yolsuzluk yaptı dediler. paraları uçaklarla kaçırdılar dediler.  Adnan Menderes evinde yakalandı. yol kenarında çalılıklara saklanırken  yakalandı dediler. iftira üstüne iftira attılar ve idam ettiler. Her şey güzelce planlanmış bir örgüt işiydi.
                Daha sonra 1980 ve 1990 yılları arasında Bir Müslüman ülkesinde başörtü yasağını getirdiler. üniversitelere devlet dairelerine başörtüsü ile girilmiyordu. hatta o zamanlar nüfus dairelerinde kimliklere bile başörtüsü ile çekilmiş resimleri kabul etmiyorlardı. Sorulduğunda Elhamdülillah Müslümanım diyen halkımızın Başörtüsü yasağına çoğunluk olmazsa da olumlu bakması ve medyanın bu olayları abartarak kötü göstermesi genç zihniyetin aklını zehirlemekten başka bir şey değil. aslında halan medyanın gençlerimizi çocuklarımızı kötü etkileyen yayınları ana babalara zor anlar yaşatmaktadır.
                En son 2013 şubat ayında başlayan yeni bir ihanetin tohumları atılıyordu. Olay Türkiye'nin Büyüyüp güçlenmesini engellemek, Bunlar olacaktır elbet daha güçlü ülkelerin üzerimizde yapacağı baskıyı devam ettirebilmesi için Türkiye'nin her zaman geriden gelmesi gerektiğini biliyorlar. şubat ayında atılan ihanet tohumlarının 17 aralık gününün patlak vermesi milletin seçimde yapacağı özgür iradeyi manipüle etmektir. Hem ülkenin ilerleyişini durdurabilmek hemde 1960 yılında olduğu gibi Başbakanımızı Elimizden almak istemeleri idi çünkü başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞON'IN onlara boyun eğmeyeceğini biliyorlardı. 1960 yılında atılan gazete manşetleri ile son ihanette de atılan manşetler bire bir aynı o zamanlar Sayın Adnan Menderes'in oğlu yolsuzluk yaptı dediler. Şimdi İse Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu yolsuzluk yaptı diyorlardı. O zaman uçak dolusu para kaçırıldı dediler yurt dışına şimdi uçak dolusu altın dediler.
                Evet ihanet büyüktü yabancı ülkelerin bizler için cumhuriyet kurulduğundan beri bir çok oyun oynadığını biliyoruz. babalarımızdan dedelerimizden dinlediğimiz binlerce Türk destanı vardır biraz araştıra bilirsek binlercesini belki duymadığımız bu oyunlar halen içimizde olan bu örgütler sayesinde devam etmektedir. Lakin bir Türk Vatandaşının  ülkesine ihanet etmesi bizim alışık olduğumuz bir durum değildir. biz tarihimiz de yapılan tüm savaşlarda hep birlik içinde savaşmış destanlar yazmış bir milletiz. Osmanlı tarihinde de yapılan savaşlarda Kürtler, Türkler aleviler vs. bir bütün olarak savaştık cumhuriyet tarihinin başlangıcından beride Ulu Önder Atatürk'ün yanında da Hep beraber savaştık. bunları bildiğimiz halde bir kaç hainin peşinden neden hala kalplerimizde şüphe taşıyıp, ırkçılık yaparak bir birimizle savaşıyoruz hala anlayamıyorum.
                Ben Adıyaman doğumluyum bildiğim kadarı ile ailemin kökeni Kürt, gurur duyuyorum hem Kürt vede Türkiye Vatandaşı olduğum için gurur duyuyorum, ben her  yabancının karşısında NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyecek kadar da başım dik yürürüm.  Benim için Ay yıldızlı Bayrağımın Altında yaşayan herkes birdir benim kardeşim ve vatandaşımdır. Allah bize Türkiye Gibi bir ülke bahşettiği için ne kadar şanslı olduğumuzu biliyorum. benim gibi milyonlarca insan var. hepsi gururlu hepsi başı dik yürür hainlerin karşısında, Alevisi, Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi, Kol Kola, omuz omuza siper eder göğsünü ülkesine ihanet edenlerin karşısında.

                Gelin bu ülkeyi bölmek isteyen hainlerin karşısında da bir duralım, gelin bu ülkeye saldırmak isteyen şerefsizleri kovalım, gelin yine tarihimizde ki gibi birlik olalım  savaşalım ülkemizi bölmek isteyenlere karşı. Allah ülkemize dinimize ihanet edenlerin belasını mutlaka verecektir gelin bizde ülkemize başımızdaki büyüklerimize inanalım. bize ihanet eden üç beş çapulcuya papuç bırakmayalım. Saygılar... 

Dizilerden Müthiş Espriler...

Arkadaşlar, izlediğim dizilerden esprileri teker teker buraya ekliyorum Bu nasıl şaka...........

Bu Ne Biçim Şaka....

 


 Böyle manimi Olur...

 


Ben Lira İle Çalışıyorum...




Paylaşırmısınız...

Kişi Başı 25 dolar Kazanabilirsiniz!!!

Kişi başı 25 dolar veriyor

Arkadaşlar yine bir paypal tarzı bir site sizlere sunuyoruz, her ücretsiz gelecek referansınız için 25 dolar ödüyor. Para kendi hesabınıza yatıyor bende yeni üye oldum, ref linkimden üye olan biri olursa hemen parayı transfer etmek istiyorum, paypal hesabıma. Bu şekilde para Gerçekken ödeniyormuş, ödenmiyor mu anlamış oluruz, üstelik ilk üyelikte sizlere 100 dolar bonus veriyor.


Henüz tam olarak nasıl kullanacağımı bilmiyorum ama öğrenmemiz gerektiğini en azından bir denemek gerektiğini düşünüyorum. Her üye için 25 dolar. Bakalım gerçekten verecek mi bir deneme yapmaya varmısınız arkadaşlar. 


Nükleer Santral...

HalisErdinç


Herkes nükleer santralin zararlarından bahsediyorlar, arada bir de siyasi propaganda için kullanıyorlar. Peki neden ülkemize olacak faydalarından bahseden yok, veya sadece birkaç kişi, bunun bilincinde…

Ülkemizin, her yıl sadece enerji için yaptığını ödemeyi biliyor musunuz? Yıllık 60 milyar dolar. Sadece enerji tüketimi için yapılan ödeme, artık Türk lira sı ile sizler hesaplayın. Bu paranın sadece, 100 de 50 sini kurtarsak bile, ülkemizin ne kadar kalkınacağının da hesabını yapın. Bunun yanı sıra yapılacak istihdamın da hesabı başka, onbinlerce insan çalışacak her santralde. Üç tane santral demek nerdeyse 50 ile 100 bin insana istihdam sağlayacak. Tabi bunları düşünecek insan da lazım.

Yapılmasına karşı çıkan siyasi, ve iş adamlarının bu olaylardan, olan kayıplarını düşünün. Tabiî ki istemezler, aç olan halk, siz değilsiniz ki.


Halis Erdinç